Tazminat davalarında yeni bir boyut

Avrupa Parlamentosu, rekabet hukukunun özel hukuk alanındaki uygulamasında karşılaşılan bazı sorunları çözmek adına Komisyon tarafından geçtiğimiz yıl hazırlanan Direktif’i yürürlüğe soktu. Düzenlemeye göre, üye ülkelerin mevzuatlarını Direktif’e uyumlaştırmak için yürürlük tarihinden itibaren 2 yılları bulunmakta.

Antitrust2013Oldukça detaylı düzenlemeler içeren Direktif’in öngördüğü can alıcı yeniliklere kısaca değinecek olursak,  en detaylı düzenlemelerin mahkemelerin delillere erişiminin önünü açmayı hedeflediğini söyleyebiliriz. Ancak bir yandan taraflara delillerin sunulması yönünde pek çok yükümlülük öngörülürken, diğer yandan kartellerin ortaya çıkarılmasında oldukça etkin bir rol üstlenen pişmanlık başvurularının da caydırılmaması adına bazı istisnalar konulduğunu belirtmeliyiz. Yine uygulamadaki sıkıntıların önüne geçmek adına mahkemelerin tazminat davalarında taraflardan makul bir sebep neticesinde talep edemediği delilleri rekabet otoritesinden talep edebilecekleri düzenlenmiş.

Bunun yanında ülkemizde de oldukça problemli bir mevzu olan zamanaşımına ilişkin olarak ise, bu sürelerin 5 yıldan az olmaması gerektiği ve tarafların ihlale konu davranış neticesinde zararın oluştuğu, bu zararın oluşmasına sebebiyet veren tarafların tespit edilmesinin makul olarak beklendiği tarihte zamanaşımı süresinin başlayacağı belirtilmiştir.

Bir diğer önemli husus, Rekabet Otorite kararlarının ihlalin varlığının kanıtı niteliği taşıyacağıdır. Bu noktada Yargıtay, özel hukuk davaları bakımından Rekabet Kurulu tarafından karar verilmiş olmasını bir zorunluluk olarak görüyorken, Direktif’in söz konusu kararı ihlalin varlığına ilişkin bir delil olarak algıladığını söyleyebiliriz.

Bunun yanında Direktif ile düzenlenen diğer konuları; “passing on defence” kavramının açıklanması ve sonuçları, ihale sebebiyet veren tarafların müteselsil ve münferit sorumlulukları, uzlaşma aşamasında oraya çıkabilecek sorunlara yönelik önlemler olarak sıralayabiliriz.

Son olarak belirtelim ki çok detaylı olmasa da uygulamada yaşanan bazı sıkıntıların önüne geçilmesi adına getirilen bu düzenlemelerin bir çoğunun Türkiye’de bulunmadığı göz önüne alındığında, yapılacak yeni düzenlemelerde Direktif’in ilgili hükümlerinin değerlendirilmesinde yarar bulunmakta.

 

Reklamlar