Elektrik enerjisi üretim kapasite projeksiyonu -2-

TEİAŞ tarafından yayınlanan “Türkiye Elektrik Enerjisi 5 Yıllık Üretim Kapasite Projeksiyonu” hakkındaki haberimin ilk kısmını burada paylaşmıştık. Dünden bugüne yaşanan değişimlerin ardından, bu yazımda yarını konuşacağız.

5 yıllık üretim kapasite projeksiyonunu ileriye yönelik karmaşık bir tahmin sistemi olması nedeniyle, bazı verileri kabul etmeli. Bu kabuller ise doğal olarak modelin ortaya koyduğu sonuçları önemli derecede etkileyebiliyor. Raporda 2013 yılından sonraki her yıl için talebin ortalama %5,6 artacağı hesaplanarak, üretimin karşılayıp karşılamayacağı tespit edilen talep gelişimi bu şekilde ortaya konuluyor. Lisanslarını almış fakat henüz devreye girmemiş (devreye gireceği tarih belirli ve belirsiz olarak bu tesisler de ikiye ayrılmış) üretim tesisleri için iki senaryo oluşturuluyor:

kaynak gelişimi

Birinci senaryoda ilerleme oranı %10 ve altında olan projeler işletmeye giriş tarihleri belirsiz olarak kabul edilirken, ilerleme oranı %70’in üzerinde olan projeler ise 2013 yılı

içerisinde işletmeye geçebilecek olarak değerlendiriliyor. İlerleme oranı %35 ile %70 arasında olan projelerden, 100 MW’ın altında olanlar 2014, 100 – 1000 MW arası tesisler 2015 yılında, 1000 MW’ın üzerinde olanların ise 2016 yılında devreye girmeleri kabul. İkinci senaryoda ise düşük eşik %10’a, %35 eşiği %40’a, yüksek eşik ise %80’e çıkarılıyor. Arz güvenliğine yönelik olarak sahip olduğu önemin yanı sıra, üretim lisansı alınmış ama tesisin devreye sokulmamış olduğu projeler yatırımcı açısından enerji üretiminin gelecek yıllarda elektrik üretim kaynakları açısından gidişatı gösterecek olması nedeniyle de ayrıca bir öneme sahip. Bunun yanında yatırımcı açısından bu çalışmanın en önemli amaçlarından birinin sistemde enerji açığının oluşabileceği yıl/yılların tespitinin yapılması ve böylece yatırımcıya yeni yatırımın gerek duyulduğu zamanı göstermesi olarak belirtilebilir.

2012 yılından 2017 yılına kadar belirlenen dönemde Türkiye toplam kurulu gücünde, linyit, hidrolik, doğal gaz ve ithal kömür kaynaklı kapasitenin hızla artması bekleniyor. Ancak bu artışın her yılın toplam kurulu güç içindeki payları değişiklik gösteriyor. Modele göre, linyit payının 2012’de %14,5 seviyesinden 2017 yılında %12,6 seviyesine düşmesi, hidrolik payında 2012 yılında %34,4’lük değerin ise 2017 yılında %37,1’e yükselmesi, doğal gaz için 2012 yılında %35 seviyesindeki kurulu güç payının 2017 yılında %33,1 seviyesine düşmesi, ithal kömürde 2012 için %6,9 olan payın 2017 yılında %8’e yükselmesi ve rüzgar enerjisine dayalı üretim tesislerinin 2012’de %4 olan payının 2017’de %5 seviyesine yükselmesi öngörülüyor.

paylarRaporda, sisteme bağlı mevcut, inşa halindeki üretim tesislerinin proje ve güvenilir üretim kapasiteleri kadar üretim yaptıkları, yakıt temininde (ve hidrolik santrallerde hidrolik koşullarda) sıkıntı yaşamadıkları, üretim lisansını almış ve inşası devam eden tesislerin öngörülen tarihlerde işletmeye girecekleri gibi kabuller ile 2012-2017 yılları arasında belirlenen enerji talebinin yeterli bir yedekle karşılanabileceği ifade ediliyor. Buna rağmen, ileride yaşanabilecek talep değişimleri nedeniyle enerji açığının yaşanmaması adına, projelerin yatırım sürelerinin de dikkate alınarak kararlaştırılması öneriliyor.

Enerji politika yapıcıları açısından ise, birincil kaynak dağılımında ilave yeni kapasitelerin kaynaklarına göre değişkenlik gösterdiğinin unutulmaması gerektiğinin altı çiziliyor. Örnek olarak, ilave yeni kapasite miktarının termik santraller ile karşılanması durumunda sisteme ilave edilecek kapasite miktarı azalacakken, hidrolik ve rüzgar kaynakları ile üretim yapan tesislerin yeni kapasitede yoğunlaşması durumunda sisteme ilave edilecek kapasite miktarının artacağı ifade ediliyor (yenilenebilir kaynaklara dayalı üretim tesis kapasitesi yapılmasına onay verilirken kapasitenin yaklaşık yarısı kadar yedek konvansiyonel kapasitenin kurulması konusunda önlem alınmalı).

Reklamlar