Yanlış bir işiniz yoksa dinlenmekten korkmayın

Binali Bey…benzeri bilgece bir kelam etmişti eski mutlu günlerinde Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım. Adeta “dinlenmek kalp ve damar rahatsızlıklarına iyi gelir, aşırı stresten kaynaklanan sorunları giderir”, der gibi. Daha yeni çalışmalar, dinlenmenin öznesinin kim olduğuna göre etkilerinin farklılık gösterdiğini, tedaviye internet gibi gözleri (ve bazen aklı) yorucu şeylerin yasaklanması nevinden önlemlerle devam edilmesi gerektiğini göstermekte.

Peki, “gizliliğin ihlali” olarak sınıflandırabileceğimiz bu sağlık-sıhhat sorunları, tapeleri internete düşmeyecek plaza mahkumları, corporate cardlarından başka kaybedecek bir şeyleri olmayan beyaz yakalı emekçiler için de geçerli değil mi? Hem de ne! Anlatayım da dinleyin.

Yabancı yatırımcının başı Rekabet Kurumu ile belaya girdiğinde yapacağı ilk iş, uygun bir danışman bulmak ve riskin büyüklüğünü, sürecin nasıl yürüdüğünü vb. öğrenmek olur. Sonra da şunu sorarlar: Sizin memlekette avukat-müvekkil ilişkisinin gizliliği ve imtiyazı var mı? Anlayan için şunu demeye çalışır: “Bizim oradaki şirket yöneticisi arkadaşlar etrafı batırmışlar, benim bundan sonra nasıl ilerleyeceğim konusunda yerli uygulamayı bilen birine danışmam lazım. Belki pişmanlık uygulamasından yararlanıp itirafçı olacağım, o yüzden olan biteni sana bütün açıklığıyla anlatayım ki, doğru tavsiye alabileyim. Bunu yaparken devletiniz bu yazışmaları bulup, “ahanda yakaladık, adamın aut diyor” benzeri ergen bir tavırmı gösterecek? Yoksa ileri demokrasilerde olduğu gibi, bulduğu e-mailleri, yazılı görüşleri yavaşça elinden bırakıp aldığı yere mi koyacak?”

Bu soruya, ne yazık ki  kısa ve net bir yanıt veremiyoruz. Avrupa Birliği Adalet Divanı, konuyla ilgili bir kararında “avukat adaletin oluşmasında mahkemelerin yardımcısıdır”, diyor. Bu vizyonun sonucunda da (son duruma göre eğer şirket içinde çalışan bir avukat değilsen) müvekkil ile yapılan yazışmaların ayrı bir zarfa konarak alınıyor ve ancak hakim önünde açılıyor. Bizde ise son duruma göre adaletten  ve avukatın imtiyazlı konumundan devletin ne anladığını aşağıdaki resimlerle hatırlattıktan sonra, Rekabet Kurumu nezdinde de böyle bir ayrıcalığın olmadığını, buna ilişkin ne bir ikincil düzenlemenin ne de bir Kurul kararının mevcut olduğunu belirtelim.

Böyle olunca da Kurum içinde yeknesak bir uygulama da bulunmuyor. Ancak ağırlıklı görüş, Kurum uzmanlarının her türlü delile el koymaları için gerekli yetkiyi Rekabet Kanunundan aldıkları şeklinde. Kurum’un hazırladığı Kanun tasarısı olduğu gibi yasalaşırsa bu durum, kişisel özgürlükler aleyhine daha da netleşmiş olacak.

Ama önemli değil, gocunacak bir iş yapmıyorsanız bundan çekinmenize gerek yok. Bir şey olursa mailler montaj deyip geçersiniz. (IT’ciyi kovmayı da ihmal etmeyin).

mahkemeye-uyudu

avukat2

avukat

 

 

Reklamlar