Yüzyılın rekabet soruşturmasında finale yaklaşılıyor

Rekabet hukuku kurallarının aşırı yüksek fiyatları cezalandırmak için ne kadar uygun bir araç olduğu yönündeki teorik tartışmalar sürerken ve aşırı fiyatlar yoluyla tüketicinin sömürülmesini cezalandıran rekabet soruşturmalarının sayısı dünyada bir elin parmaklarını geçmeyecek haldeyken, 2012 yılında hiç beklenmedik bir gelişme yaşandı ve belki de tarihin en büyük rekabet soruşturması aşırı fiyatlama gerekçesiyle başlatıldı.

Soruşturmayı başlatan AB Komisyonu, son zamanlarda üye ülkelerdeki farklı düzenleme ve uygulamalar arasındaki harmonizasyonu sağlamak adına özellikle doğu blokundaki ülkelerin enerji piyasalarına sıkça müdahale etmiş ve bu müdahalelerinin neredeyse tamamında soruşturmanın muhatabı şirketlerden işleyiş biçimlerini önemli ölçüde değiştireceklerine ve AB rekabet hukuku kurallarına uyum sağlayacaklarına yönelik taahhütler almayı başarmıştı. Öyle ki, Komisyon’un AB rekabet hukuku kuralları çerçevesinde düzenlenen taahhüt mekanizmasını fiilen bir öncül düzenleme aracına dönüştürdüğü ve enerji piyasalarına yönelik doğrudan müdahale etkisi olmamasından doğan eksiği bu araç ile kapattığı pek çok çevrede dile getirilmeye başlanmıştı.

The Way SignTaahhüt mekanizmasının, özellikle enerji piyasalarında gizli bir öncül düzenleme aracı olarak son derece başarılı bir şekilde kullanılabildiğinin farkına varan Komisyon, 2012 yılında bu uygulamanın sınırlarını denemeye karar verdi ve dünyanın en büyük enerji devlerinden Gazprom’a karşı diğer bazı ihlal iddialarının yanında, AB ülkelerine aşırı yüksek fiyatlarla doğalgaz ihraç ettiği gerekçesiyle bir soruşturma başlattı. Komisyon’un iddiası, Gazprom’un uzun dönemli gaz satım sözleşmelerinde doğal gaz fiyatını ham petrol fiyatına bağlamak suretiyle hakim durumunu kötüye kullandığı yönündeydi.

Ancak Komisyon soruşturmayı başlatır başlatmaz muhatabının AB’ye yeni üye olmuş doğu bloku ülkelerinde görece cüzi cirolarla faaliyet gösteren bir devlet işletmesiyle kıyaslanabilecek bir teşebbüs olmadığını anladı. Zira soruşturma başlatıldığında ceza ile karşı karşıya kalmamak için her türlü adımı atmaya ilk günden hazır olan ve aslında belki de soruşturma neticesinde ortaya çıkacak olası sonuçları fazlasıyla aşan taahhütleri kolayca verebilen teşebbüslerin aksine, Gazprom, uzun bir müddet tamamen uzlaşmacılıktan uzak bir tavır sergilemiş, herhangi bir taahhüt vereceğinin sinyalini dahi vermemiş ve özellikle Rusya Devlet Başkanı Putin ve Başbakan Medvedev aracılığıyla Komisyon’a sürekli olarak sert mesajlar vermişti.

Soruşturmanın kesinlikle politik olduğunu savunan Gazprom’un bu tutumu yalnızca Komisyon tarafından değil, tüm AB ülkeleri tarafından  endişeyle karşılandı. Zira AB ülkelerine yapılan doğalgaz ihracının çok büyük bir bölümünü tek başına gerçekleştiren Gazprom ile ters düşmek, arz güvenliği açısından da ciddi sorunlar yaratabilirdi. Ancak AB ülkeleri ve Gazprom arasındaki ilişkinin tek taraflı bir bağımlılıktan ziyade karşılıklı bir bağımlılık olması Komisyon’un da geri adım atmasını engelledi. Çünkü AB pazarını kaybetmek Gazprom için de tabi ki kolay göze alınabilecek bir hamle değildi.

İşte bu politik karışıklıklar ve tüm AB üye ülkeleri nezdinde büyük etkiler yaratabilecek çıkar çatışmaları eşliğinde soruşturma bir süre boyunca adeta Araf’ta kalmıştı. Ancak AB Rekabet Genel Direktörlüğü’nün başında bulunan Almunia yakın zamanda bir taahhütte bulunulmaz ise 2014 başında bir nihai karar alınabileceğine yönelik açıklamalarda bulundu.

En nihayetinde Aralık ayının başlarında Gazprom tarafından da bir açıklama geldi ve Komisyon ile “her iki tarafın da çıkarlarına hizmet edecek” bir anlaşmaya varılmasının istendiği vurgulandı. Şu an için Gazprom’un doğalgaz fiyatları ile ham petrol fiyatlarının birbirine bağlanması uygulamasına son verecek bir taahhüt vermesine neredeyse imkansız gözüyle bakılıyor. Ancak taahhüdün bu konu dışında Komisyon tarafından dile getirilen sorunları çözecek nitelikte olacağına inanılıyor. Taahhüdün içeriği belli olmadan Komisyon’un bunu kabul edip etmeyeceği noktasında bir tahminde bulunmak kolay değil ise de, yakın bir zamanda AB ile Rusya arasında bir gerilim kaynağı haline gelen ve rekabet hukuku araçlarının amaçlarının ciddi biçimde sorgulanmasına yol açan bu soruşturmanın iki tarafın da bazı tavizler vermesi ile sona ermesi muhtemel.

Soruşturmanın neticesi ne olursa olsun, soruşturmanın tamamlanmasıyla beraber sömürücü ihlallerin rekabet hukukundaki yerine ve bu ihlallere nasıl müdahale edilmesi gerektiğine ilişkin tartışmaların da oldukça alevlenmesi kaçınılmaz olacaktır. Ayrıca soruşturma sonucunda Komisyon’un vereceği kararın Türkiye bakımından da son derece önemli olduğunu hatırlatmak gerekir. Bakalım Komisyon’un Gazprom’un uygulamalarını rekabet hukukuna aykırı bulması durumunda doğalgazın çok önemli bir bölümünü Gazprom’dan alan Türkiye’de de Gazprom’a yönelik benzer bir soruşturma başlatılacak mı?

Reklamlar