Yurtdışı seyahatlerden feyz almalı

Uluslararası Rekabet Ağı olarak bilinen ve ülkelerin rekabet hukuku alanındaki deneyimleri paylaşılarak uyumu artırmaya yönelik çalışmaların yapıldığı, ayrıca Şahin ARDIYOK’un da Türkiye’deki danışman olarak faaliyetini yürüttüğü ICN (International Competition Network), 2002 yılından bu yana Rekabet Kurumu’nu da bünyesine katmıştı. Haftalık gelişmelerin takibi ve tartışmaların yanında yıllık konferanslar yoluyla, hem Rekabet Kurumu hem de uygulayıcılar tarafından takip edilen bu rekabet ağı, Kurul’un hazır beton hakkında aldığı bir kararda ilginç bir şekilde karşımıza çıktı.

img4

Bursa’da faaliyet gösteren 11 hazır beton üreticisinin müşterileri/bölgeleri paylaştığı ve rekabeti kısıtlayıcı anlaşma içerisinde olduğu iddiası üzerine alınan karar, üç sayfadan oluşuyor. Yapılan incelemede her ne kadar teşebbüslerden birinde elde edilen ajanda da rakip fiyatları yer alsa da, bu bilginin doğrudan rakipten alınıp alınmadığı konusunda bir tespit yapılamıyor. Müşteri veya bölge paylaşımı konusunda ise herhangi bir belgeye ulaşılamadığından, şikayet reddedilerek dosya kapatılıyor. Ancak kararın uzunluğu kadar, Kurul Üyesi Fevzi ÖZKAN’ın karşı oyunu görüyoruz, hem de son gelişmeleri özetleyecek şekilde:

  1. Fevzi ÖZKAN’ın üzerinde durduğu ilk husus, ajanda notunda yer alan fiyat bilgilerine ilişkin yeterli araştırma yapılmadığı hakkında. Kurul Üyesinin görüşü, bu bilgilerin kaynağı hakkında yalnızca ajanda sahibinin beyanlarına dayanılamayacağı, o bilgilerin ne anlama geldiği noktasında detaylı inceleme yapılması gerektiği yönünde.
  2. İkinci olarak ÖZKAN, bizim de burada sıkça dile getirdiğimiz Danıştay kararlarına değiniyor. En ufak bir şüphe dahi olsa soruşturma açılması gerektiği yönündeki kararın altını çizerken, bu karara dayanarak açılan soruşturmaların sayısında artış olacağına ilişkin görüşümüzü de desteklemiş oluyor.
  3. En ilginci ise karşı oyun son kısmında. ÖZKAN, katıldığı bir ICN konferansında konuşmacı olan Alman Rekabet Otoritesi Başkanı’nın sözlerine yer vererek, ihlal iddiaları karşısında pro-aktif davranılması gerektiğine yönelik görüşlerin Türkiye’ye de yansıması gerektiğini söylüyor.

Alman Rekabet Otoritesi Başkanı’nın verdiği örnek, yine bir ihlal iddiasındaki deneyimlerine dayanıyor. Bir o kadar da hedefi tutturan bir deneyim.

Almanya’da bir kartel iddiası, ancak pazardaki veriler bu iddiayı kuvvetlendirse de deliller ihlali ortaya koymaya ve dolayısıyla cezalandırmaya yeterli değil. Ancak Rekabet Otoritesi bu yetersizlik karşısında dosyayı kapatmak yerine, teşebbüsleri bir kez daha ziyaret etmeye karar veriyor ve bu kararını dosyanın kapanmasına yakın bir tarihte alıyor. Teşebbüsler artık sona gelindiği ve Otorite’nin elinin boş olduğunu düşünürken, son anda kapılarına gelen Uzmanlar karşısında şaşkın. Başkan’a göre, bu şaşkınlık karşısında teşebbüsler Rekabet Otoritesi’nin çok sayıda delile sahip olduğu düşüncesine kapılıyor ve çareyi itiraf etmekte buluyor. Esasen elinde yeterli delil bulunmayan ve belki de dosyayı ceza vermeden kapatmak zorunda kalan Otorite, bu son inceleme sayesinde aynı gün yedi farklı teşebbüsten gelen pişmanlık başvurusunu kabul ediyor ve böylelikle ortaya çıkaramadığı delilleri bu kez bizzat kartelin taraflarından elde ediyor.

Noktaları birleştirelim. “Dosyayı hemen kapatamazsınız, şüphe varsa soruşturma açmalısınız” diyen Danıştay; bu karar nedeniyle yeniden soruşturmalar açan ve mevcut önaraştırmaları da şüpheye dayanarak soruşturmaya dönüştüren Rekabet Kurumu; Rekabet Kurulu Üyesi Fevzi ÖZKAN’ın her iki uygulamaya değinen karşı oyu ve uluslararası uygulamaların Türkiye’ye yansımasına yönelik düşüncesi; geçtiğimiz aylarda yayınlanarak pişmanlığın faydalarını detaylıca açıklayan Pişmanlık Kılavuzu

2014 yılı yoğun geçeceğe benziyor.

Reklamlar