Çocuğun mu var derdin var

Anasıyla-yavrusuyla, özellikle küresel düzeyde faaliyet gösteren şirketlerin rekabet cezası risklerine bir yenisi daha eklendi: Yavru teşebbüsün rekabet ihlalinden sorumluluk. Bir süredir tartışılan, hatta bizlerin de ayrı bir makale haline getirip tartıştığımız bu konu, Avrupa Topluluğu Adalet Divanı tarafından alınan kararla yeniden pazarlardan haberlerimize taşındı.

UntitledSürecin geçmişine bakarsak, laf arasında “kauçuk karteli” olarak bahsettiğimiz kararda, teşebbüslerin 50%-50% oranlarda kontrole sahip oldukları ortak girişimin rekabet ihlalinden dolayı sorumlu olmaları gündeme gelmişti. Komisyon, ana şirketin sorumluluğuna gerekçe olarak, ortak girişimin ticari uygulama ve politikaları üzerindeki belirleyici etkilerini göstermiş; Komisyon’un kararının iptali amacıyla başvurulan Genel Mahkeme de fikrini değiştirmemişti.

Şimdiyse son kararı Adalet Divanı verdi ve tartışmalara noktayı koydu:

  • Yavru şirketin uygulamalarından ana şirketin de sorumlu olmasının koşullarından biri, yavru şirketin pazardaki davranışları noktasında ana şirketten bağımsız olmamasıdır,
  • Hatta ana şirkete ceza vermek için, ihlale doğrudan katılım gösterdiğinin ispatlanmasına gerek yoktur,
  • Önemli olan, yavru şirketin yönetimi üzerinde belirleyici bir etkinin varlığıdır,
  • Ancak belirleyici etkinin varlığı, yavru şirketin tamamının ana şirkete bağlı olmadığı durumlarda aranabilir. Diğer bir deyişle, 100%’ü ana şirketin kontrolünde olan bir yavru şirketin üzerinde belirleyici etkiye sahip olunup olunmadığı noktasında tartışmaya gerek kalmayacaktır.

Kauçuk karteline taraf olan birçok teşebbüse ceza verilmesiyle başlayan bu süreç, hem küresel şirketlere uyarı olduğu gibi, yerel rekabet otoritelerinin incelemelerine de yansımasıyla adını duyurdu. Şimdiyse, ana şirketlere verdiği mesajla, tek başlarına rekabet cezası almaktan kurtulamayacaklarını, rekabet uyum programlarını tüm grup bünyesinde gerçekleştirmeleri gerektiğini hatırlatıyor.

Reklamlar