Bankalara tazminat davasını kim açacak?

Konu bankalar olunca hemen iki ayrı lobi devreye girip kendi kamuoylarını oluşturmaya başlıyor. İlki TV ve gazetelerin borsa-finans analistleri/yazarları. Onlar, “Aman bankalar BIST’imizin gözbebeği, kıllarına zarar gelirse kendimizi İş Kulelerinden atarız” eyyamcılığıyla nedeni niçini tartışmadan bankalara siper oluyor. İkinci lobi ise başta Hurriyet olmak üzere gazetelerin internet sayfalarının finans sistemi düşmanı okur yorumcuları. Ki, ben bu ikinci lobinin kitleler üzerindeki yönlendirici etkisinin ilkinden daha kuvvetli olduğunu düşünüyorum. Her durumda, tüketicinin ve borçlunun yanında olan bu halk dostları, bu gönül adamlarına kalsa bütün kredi kartları iptal, bütün krediler hükümsüz olacak. Faiz Lobisini bu bahiste saymıyorum, zira henüz gözlere görünemedi.

İsa'nın tacirleri tapınaktan kovma sahnesi -revisited.

İsa’nın tacirleri tapınaktan kovma sahnesi -revisited.

Geçtiğimiz yaz Rekabet Kurulunun bankalara kestiği 1,1 milyar TL’lik rekor ceza belli olmadan önce televizyonlarda bankaların çok üzerine gidilmemesi yine tekrar tekrar dile getirildi. En sonunda ekonomi konusunda “en yetkili ağzılardan” da bu istek teyit ve tekrar edildi. Bu sayede ceza rekor olmasına rağmen hala sınırlı bir düzeyde kalabildi. Daha sonra, bankalara açılabilecek tazminat davaları gündeme geldi. Pazarlardan Haberlerde sık sık işlendiği gibi, bu rekabet işinin bir de mahkeme ayağı var. Yani Kurul cezayı kesince risk bitmiyor. Zarar gören taraflar uğradıkları zararı dayanak yaparak tazminat davası açabiliyor. Bankaların olaynda bu tip davaları konut-araba kredisi alanların açması pek beklenemezdi; zira avukat ve bilirkişi ücreti gibi kalemler gelecek tazminata göre yüklü rakamlar. Memlekette toplu dava açma diye bir usul de yok ancak tüketici dernekleri üyeleri adına böyle bir davayı takip edebiliyorlar. Bunların da açılacağı haberleri gazetelere yansımıştı.

Yakalayın yeşil ışığı!

Yakalayın yeşil ışığı!

Ancak yine de asıl risk, bankaların aynı yönlü eylemleri nedeniyle kredi maliyeti yükselen büyük şirketler, çılgın proje müteahhitleri gibi yüksek kredi kullanıcılarının bu tip davaları açmaları olacaktır. Bu şirketlerin, Rekabet Kurulu kararını esas alarak, hangi tarihler arasında faiz hareketlerinde anomali gözüktüğünden yola çıkıp uğradıkları zararları ortaya koymaları gerekiyor. (Mevduatlarına verilen faizler düştüğü iddiasıyla mega-rantiyelerin ortaya çıkarak dava açmalarını ise beklemiyorum.)

Bankalar içeride kazayı ufak sıyrıklarla atlatıp yollarına devam ederken Atlantik’in her iki yakasında meydana gelen ve medyaya “Libor Skandalı” olarak yansıyan benzer bir vakada Amerikan ve Britanya Hükümetleri  aynı mutedil yaklaşımı göstermedi. Skandala adı bulaşan bankaların her biri, toplamda milyar dolara yaklaşan yaptırımlarla yüzleşti. İş bununla da kalmadı, 1 Kasım’da basına düşen habere göre, Amerika’nın en büyük mortgage kuruluşu Fannie Mae,  Barclays, RBS, Rabobank, UBS, Bank of America, Citigroup, Credit Suisse, Deutsche Bank ve JP Morgan Chase’e dava açtı. Bu bankaların bankalararası piyasanın faizini manipüle ederek düşürdüklerini ve bu nedenle kardan mahrum kaldığını iddia eden Fannie Mae’nin talebi bakalım nasıl karşılanacak?

Libor Skandalında bu bankaların kurduğu sistem nasıl çalışıyordu? (Müellifi AccountingDegree.net)

Reklamlar