Yardım Kurumları Rekabet Kanunu kapsamına girer mi?

Teknik olarak mümkün değil aslında. Zira bir rekabet soruşturmasına maruz kalabilmeniz için pek tabii bizde Rekabet Kanunu kapsamına giren bir süje, daha doğrusu “teşebbüs“ olmanız gerekiyor. Kanun’un 3. maddesinde ise teşebbüs: “Piyasada mal veya hizmet üreten, pazarlayan, satan gerçek ve tüzel kişilerle, bağımsız karar verebilen ve ekonomik bakımdan bir bütün teşkil eden birimler“ olarak tanımlanıyor. Durum Avrupa bakımından da aynı.

kids-charityDolayısıyla aslında herhangi bir ekonomik amaç gütmeyen ve fakat yalnızca kanunla yasaklanmamış ortak bazı amaçları gerçekleştirmek üzere kurulmuş yardım kurumları, dernek, vakıf gibi yapılanmaların rekabet hukuku kapsamında “teşebbüs“ kabul edilememeleri gerekiyor. Ancak Avrupa Adalet Divanı’nın uluslararası taşımacılık karteline ilişkin vermiş olduğu karar ise bunun tam tersini söylüyor.

Avrupa Komisyonu 2008 yılında Belçika’da uluslararası taşımacılık alanında faaliyet gösteren tam 11 firmanın 1984’ten 2003’e dek uzanan dokuz sene boyunca temelde fiyat tespitini içeren bir kartel oluşumuna imza attıklarını tespit etmiş ve bu teşebbüslere toplamda 32 milyon Euro ceza vermişti.

Kartele taraf olan teşebbüsler arasında Gosselin Group da yer almaktaydı. Ne var ki ihlal döneminde Gosselin Group hisselerinin %100’ü bir yardım kuruluşu olan Portielje’ye aitti. Dolayısıyla Komisyon ana teşebbüs – iştirak ilişkisinden yola çıktı ve Portielje’yi, Gosselin Group’a verilen cezadan müştereken ve müteselsilen sorumlu tuttu.

Temyiz aşamasında ise Genel Mahkeme, yukarıda sıraladığımız teknik gerekçeyi yineleyerek Portielje bakımından kararı bozdu. Yani Portielje’nin ekonomik faaliyet gösteren bir teşebbüs olarak kabul edilemeyeceğini belirtti ve hisselerin %100’üne sahip olsa da ihlale konu dönemde Gosselin Group’un yönetimine ilişkin herhangi bir resmi karar alınmadığını da ekleyerek Portielje’nin, Gosselin Group’un ticari kararları üzerinde belirleyici etki uygulama olanağının olmadığına hükmetti.

Avrupa Adalet Divanı ise Genel Mahkeme’nin vermiş olduğu kararı temelde iki yönden hatalı buldu. Portielje’nin herhangi bir ekonomik faaliyette bulunup bulunmamasının dava konusu ile alakasız olduğunu söyleyen Divan, önemli olan konunun Gosselin Group’un ticari kararlarını Portielje’den bağımsız olarak alıp alamaması olduğunu vurguladı. İlgili dönemde Portielje’nin, Gosselin Group’un yönetimine ilişkin herhangi bir resmi karar almaması da bağımsızlığı kanıtlamada yeterli görülmedi.

Avrupa Adalet Divanı’nın yaklaşımı bana göre rekabet hukukunun ve düzenlemelerin lafzından çok özünü esas aldığından daha doğru görünüyor. Eğer yalnızca ekonomik faaliyette bulunmadığından yola çıkılarak Genel Mahkeme’nin kararı onansaydı, bu durumda ana teşebbüs – iştirak ilişkisinin de hiçbir önemi kalmayacak, bahsettiğimiz türde bir yardım kuruluşu, dernek çatısı altında iştirakleri yoluyla rekabeti ihlal eden ana teşebbüsün cezalandırılabilmesinin önü kapatılmış olacaktı.

Ana teşebbüs – iştirak ilişkisinin ne olduğu, ana teşebbüslerin iştiraklerinin gerçekleştirdiği rekabet ihlallerinden sorumlu tutulup tutulamayacakları, cezalandırmanın hangi teşebbüs üzerinden yapılması gerektiği gibi konular hakkında daha ayrıntılı bilgi almak, Rekabet Kurulu ve Avrupa Komisyonu’nun konu hakkındaki yaklaşımını incelemek isteyenler için “Controversy on the liabilities of parent and subsidiary for competition fines“ isimli makalemi incelemek isteyenler buradan ulaşabilirler.

Reklamlar