Bu da mı gol değil hakim bey?

Polonya rekabet otoritesi, ülkede spor yayınlarını yakından ilgilendiren önemli bir karara imza attı. Özellikle dünya çapında izlenme oranları ile büyük ilgi gören FIFA Dünya Kupası, UEFA Avrupa Kupası gibi futbol organizasyonlarında son yıllarda büyük oranda medya haklarının dağıtımı ve satışı görevini üstlenen Sportfive şirketi de bu kararın taraflarından biri.

BOS006229İlgilenenlerin bildiği gibi UEFA gibi kurumlar bu tür organizasyonların medya haklarını, özellikle ülkelerin milli takımlarının maç yayın haklarının distribütörü (alt lisans dahil) olarak şirketler ile anlaşabilmekte. Burada oluşan pazar yapısının, en üst pazarda spor organizasyonunun düzenleyicileri ve yayın haklarının asıl sahipleri, orta pazarda Sportfive gibi organizatörden maç yayın haklarını alan (örneğin ülkeler bazında Polonya’da) ve bunu alt pazarda bulunan televizyon yayın şirketlerine lisanslayan şirketler etrafında şekillendiği görülüyor.

Verilen kararda Rekabet Otoritesi, Polonya milli futbol takımının dünya kupası elemelerinde oynadığı iki maçın yayın haklarının lisanslamasında sağlayıcı ve alıcı arasında asgari yeniden satış fiyatının belirlendiği yönünde tespitte bulunmakta. İlk başta alt pazarda bulunan bir teşebbüsün hazırladığı taslak lisans anlaşmasında yer verilen asgari yeniden satış fiyatı maddesi şirketin yayıncı şirketler ile yaptığı anlaşmalara fiilen girmeye başladıktan sonra anti-rekabetçi problem ortaya çıkabiliyor. Rekabet Otoritesi de, esasen birbirinden bağımsız ikili anlaşma niteliğinde bulunan lisans anlaşmalarını rekabeti bozmaya yönelik tek bir anlaşma olarak kabul ederek[1], bu anlaşmanın “hub and spoke” tipi bir kartel olduğunu belirtiyor.

Pişmanlık başvurusunun da bulunduğu karar sürecinin ilginç yanlarından bir diğeri ise, pişmanlık başvurusunun kimin tarafından yapıldığı. Bizleri pek şaşırtan pişman üye, kartelin bel kemiği, orta direği ve hatta “hub”ı olarak gözüken Sportfive! Ancak rekabet otoritesi yeniden satış fiyatını ilk ortaya koyan ve hatta bu maddenin bulunduğu lisans anlaşmalarına referans olan taslak lisans anlaşmasını Sportfive’a ileten alt pazardaki Polsat Cyfrowy yayın şirketini kartelin lideri olarak belirleyerek bizleri düşündürdü[2]. Ayrıca Polsat Cyfrowy dışındaki yayın şirketleri, Sportfive’dan gelen lisans anlaşmasını değiştirmek gibi bir güçleri olmadığı gerekçesiyle pasif katılımcı olarak değerlendirilerek, cezalarında indirime gidilmesi kararlaştırıldı.


[1] Ki bunun neden mantıklı bir yaklaşım olduğunu örneklendirebiliriz. A sağlayıcısı ile J, O ve Z alıcılarının birlikte çalıştıklarını düşünelim. A dışında pazarda sağlayıcı olabilecek başka bir şirket bulunmamaktadır. Bu durumda birbirinden bağımsız olarak yapılan A-J, A-O ve A-Z anlaşmalarında asgari yeniden satış fiyatının aynı oranda belirlenmesi, bu birbirinden bağımsız anlaşmaların tüketiciye direk olarak yansıyan asgari fiyatın ortaya çıkmasına olanak sağlayacaktır. A ile anlaşmış ve anlaşmalarında asgari yeniden satış fiyatı belirlenmiş olan ne J, ne O ne de Z rakiplerinin verebileceği “asgari fiyattan” daha düşük fiyat vererek rekabet edememekte. Yani bağımsız ikili anlaşmalar, daha düşük fiyatı veren, rekabet eden şirkete ulaşma isteği konusunda tüketiciyi zarara uğratan kolektif bir etki ve tekil bir rekabeti bozucu anlaşma oluşturmuş oluyor.

[2] Bu noktada pazardaki alıcı gücü konusunda tartışabiliriz tabi ancak sadece bir yayın şirketinin (yazının bir sonraki cümlesinde diğer şirketlerin pasif katılımcı olarak kabul edildiklerini de ekleyelim) Sportfive’ın tüm ikili anlaşmalarında asgari yeniden satış fiyatını anlaşmaya ekleme konusunda şirketi ikna ettiği ya da asgari yeniden satış fiyatını düzenleme fikrini ilk Polsat Cyfrowy’nin aklına düşürdüğü şeklinde bir argüman sonucu bu şirketin kartel lideri ilan edilmesi ne kadar sağlıklı bu da tartışılabilir.

Reklamlar