Ronald H. Coase: Kadim İktisatçıların Sonuncusu

İktisadın matematikçiler tarafından ele geçirilmemiş olduğu zamanların en büyük isimlerinden Ronald H. Coase bu pazartesi 102 yaşında aramızdan ayrıldı. Chicago okulu iktisatçılarının  uzun yaşamalarına rağmen gene de onun yaşına erişmemiş olmaları uzun, sıhhatli ve stressiz bir yaşamın modern dünyadan kopmayla gelmediğini gösterir nitelikte (Heterodokslar için iyi haber) . Hayatının büyük bir bölümünü Chicago Üniversitesi Hukuk Fakültesinde geçiren Coase’un özellikle firma teorisindeki büyük etkisi, ekonomi hukuku alanına yön vermesi ve yaşamının son yıllarında hala üretken[1]  olması göz önüne alındığında bu haber oldukça üzücü. Bize artık yaşamayan efsanenin ölümünden sonra fikirlerini anarak bir çeşit saygı duruşunda bulunmak düşüyor.

RONALD H. COASE

Aslında sadece iki makalesiyle 1991 yılında 80 yaşındayken Nobel İktisat ödülünü alması (o kadar uzun yaşamasaydı ödülü alamayacak olması ayrı bir konu, ‘Ey Nobel sen nasıl ödül dağıtıyorsun!’) Coase’ın etkisini özetler nitelikte. Çok sayıda makale yayınlamamış ve karmaşık matematiksel modeller kullanmamış olmasına rağmen bugün bile fikirlerinin aşağı yukarı tüm ders kitaplarında ve çoğu rekabet ve hukukun ekonomik analizinde rastlanabiliyor.

Nobeli getiren makalelerin ilki, firma teorisini kuran ve işlem maliyetleri terimini bize kazandıran ‘The Nature of the Firm’. Coase bu makalede, firmaların var olma nedeninin ve daha da ötesinde büyüklüklerinin işlem maliyeti olarak tanımlanabilecek anlaşma, pazarlık, sözleşme veya yönetim konusundaki bazı maliyetler tarafından belirlendiğini öne sürmüştür. Kısaca açıklamak gerekirse bir malın üretiminin tüm aşamalarında taraflar arası ayrı sözleşmeler yapılmasındansa süreli bir kontrat imzalanıp işverenin görev dağılımı yapması işlem maliyetlerini düşürdüğünden firma dediğimiz yapılar ortaya çıkmıştır. Bu bakış açısı bugün hukukun iktisadi incelenmesinden son yıllarda öne çıkan kurumsal iktisat yazınına kadar etkileri sürmektedir[2][3].

Ekonomi Hukuku disiplininde ‘seminal’ olarak değerlendirilen ikinci makale ‘Problem of the Social Cost’, daha sonra Coase teoremi olarak formüle edilen fikri içerisinde barındırmasıyla ünlü. Coase, (çevre kirliliği gibi) herhangi bir dışsallık sorununda mülkiyet hakları nasıl dağıtılmış olursa olsun (tanımlandığı sürece), eğer işlem maliyeti yoksa taraflar arasındaki pazarlığın toplumsal etkinliği sağlayacağını ve bu durumda devlet müdahalesine gerek olmadığının öne sürmesi büyük yankı uyandırdı.  Bu bakış açısı son derece ‘laissez-faire’ algılanmasına rağmen aslında işlem maliyetlerinin büyük olduğu zamanlarda, (gerçek dünyaya hoşgeldiniz), Coase’un aslında “devlet elini eteğini çeksin”den çok hukukun rolünün işlem maliyetlerini düşürecek düzenlemelerin yapmak olduğunu savunduğunu belirtmek gerek. Rekabet konusunda fikirlerinin önemi ise özellikle yatay ve dikey birleşmelerin iktisadi gerekçelerine hala ışık tutuyor olması.

Coase’un önemli bir özelliği de ana akım iktisatın dışında sayılmamasına rağmen eskiden beri sağlam bir eleştirmen oluşu. Yazdığı bu iki makaleyle ana akımın gidişatını değiştirmesi ve Chicago okulu iktisatçıları ile tartışmaları dışında, ki ‘The Problem of Social Cost’ bu şekilde ortaya çıkmış, son zamanlarında kaleme aldığı ‘İktisatı İktisatçılardan Kurtarmak’[4] adlı disiplin çok yanlış yerlere geldi konulu yazısı  şu anki gidişat hakkında önemli eleştirileri barındırıyor. İktisadın gerçek pazarların işleyişini açıklamaktan çok, varsayımlar üzerinden çıkarım yapan teorik bir disipline , “blackboard economics” olarak adlandırdığı, karşı duruşunu tekrar belirttiği bu yazıdan şöyle bir alıntı da dikkat çekici:

‘’Modern ekonominin kurumların işleyişi ile daha çok alakalı olmaya başladığı zamanlarda iktisatın sadece fiyat teorisine indirgenmesi yeterince kaygı verici. Toplum, tarih, kültür ve politikanın ekonomi üzerine etkilerini göz ardı edip disiplini bir seçim bilimine kaydırmak iktisat için intihardır’’

Sonuç olarak ana akım iktisata karşı eleştiride bulunan ve daha önemlisi ciddiye alınan bir ismin daha aramızdan ayrılması ve eski geleneklerin tamamen kaybolmaya yüz tutmasının çok hayırlı olmadığını söylemek mümkün.

[1] Örneğin 100 yaşında yayımladığı ‘How China Became Capitalist’ kitabı

[2] http://www.uchicago.edu/features/20120423_coase/

[3] http://www.law.uchicago.edu/news/coaseinmemoriam

[4] http://hbr.org/2012/12/saving-economics-from-the-economists

Reklamlar