“Bunu hukuka sorduk mu?”

Yeni bir tartışma gündemimizde: Hukuk departmanından/danışmandan/avukattan görüş ve onayı alınmış bir konunun ihlal oluşturduğu sonucuna varılırsa ne olur?

Çoğu şirket bünyesinde günah keçisi olarak görülen hukuk departmanlarının, danışmanlığın veya avukatlığın getirdiği sorumluluktan bahsetmiyorum. Buradaki konu, bizzat şirketlerin rekabet soruşturmaları karşısında bu anlaşmaya/uygulamaya hukuki görüş almıştık” savunmasının kabul edilebilirliği.

AA017973

Belki core business diye adlandırabileceğimiz ana iş konusu olmamakla birlikte, hizmet verilen alanlarına rekabet hukuku danışmanlığını da ekleyen birçok firma söz konusu. Ama düşündüğünüzde, dünyanın neresine giderseniz gidin, rekabet kuralları tek temel yasak ve onun doğal sonucu olarak gelişen ihlallerden oluşuyor. Marifet ise, kanunda sayılmayan, uygulamayla ve pratikle gelişen literatürü doğru yorumlayabilmekten geçiyor. Çünkü günümüzde bu kurallar artık self-assessment denilen sürece girmiş durumda ve şirketler ile uygulamacıların bu düzene git gide daha çok alışması gerekiyor. Bugün bir birleşme&devralma işlemi sırasında, veya bir uygulamanın rekabeti kısıtlaması riskine karşı muafiyet değerlendirmesi öncesinde, Rekabet Kurumu şirketlerin öncelikle kendi değerlendirmelerini yaparak Kurum’a başvurmalarını bekliyor. Sorun ise, bu değerlendirmenin ne kapsamda ve derinlikte yapıldığı.

Geçtiğimiz aylarda Adalet Divanı’nın önüne gelen bir dosya bu konuyla ilgiliydi. Alınan kararda, açıkça, rekabet ihlali yaratan bir uygulamanın olumlu yönde alınan hukuki bir görüşe dayansa dahi ceza almaktan kurtulamayacağı söylendi. Kararda ayrıca, benzer konuyla ilgili olarak daha önce alınmış bir Rekabet Otoritesi kararının varlığının da şirketleri cezadan muaf tutamayacağı belirtildi.

Pek tabi, aksini düşünmek komik olurdu. Ancak kararın yorumlarında da belirtildiği gibi, bu karar sonucunda, hukuki görüş almanın anlamsız hale geleceği değil, aksine, şirketlerin değişebilen koşulları da göz önüne alarak ileriye yönelik olay bazında analiz yapabilecek düzeyde danışmanlarla çalışmaları gerektiği belirtiliyor. Günlük olarak yerel ve uluslararası rekabet literatürü -doğal olarak- takip edilmeden, iktisatla hukukun çalkantılı ilişkisi stratejik bir bakış açısıyla rekabet savunmalarına dahil edilmeden, dolayısıyla bahsettiğimiz anlaşma ve uygulamalara da yalnızca mevcut rekabet dünyası ve mevzuatı kapsamında bakılan bir durumda o hukuki görüşün şirketi ne kadar güvende tuttuğu tartışılır.

Reklamlar