Şimdi Onlar Düşünsün!

Düşünsün, iyi güzel de kim bu “onlar”?

Geçtiğimiz ay AB Komisyonu özel hukuk davalarına yönelik üçlü bir yasa paketi hazırladı. Bu paket içerisinde rekabet hukuku ihlallerinden doğan tazminat davalarına yönelik Taslak Direktif, grup davalarına ilişkin Bağlayıcı Olmayan Taslak Öneri ve ayrıca zarar hesaplamasında kullanılacak Taslak Kılavuz yer alıyor.

BOS005011Taslak Direktif’i oluşturmadaki temel amaç, Komisyon’un da bizzat dile getirdiği gibi pratikte yani yargılama aşamasında karşılaşılan zorlukların önüne geçebilmek. Örneğin bir tüketici devam eden bir ihlalin ve dolayısıyla zararın varlığından haberdar olsa bile rekabet otoritesinin kararını beklemek isteyebiliyor, aylar süren soruşturma süreci ve kararın kesinleşmesi derken açtığı tazminat davasında aslında zamanaşımı süresinin çoktan aşıldığı savunmasıyla karşılaşabiliyordu. Tazminat davası zamanında açılmış olsa dahi ihlalin varlığını kanıtlayan pek çok delilin zarar görenden ziyade ihlali gerçekleştiren teşebbüslerin elinde olması, “ihlal var ama zarar yok” veya “ihlal var ama zararın varlığı kanıtlanamamıştır” savlarının ortaya çıkmasına sebebiyet verebiliyordu. İhlalin ve aslında bir zararın da oluştuğu kanıtlandığında, bu sefer de “evet fiyatlar arttı; ancak artan fiyatları sen de kendi müşterilerine yansıttın, dolayısıyla aslında zararın yok” kanaatine varılıyor, pek çok tüketici aylar hatta yıllar süren bu yargılama aşamasından eli boş dönüyordu.

Onca teşvike rağmen prosedürde karşılaşılan zorluklar sebebiyle istenilen düzeye ve etkinliğe ulaşılamayan tazminat davaları, yayınlanan yeni taslak yasa paketi ile bir hayli değişeceğe benziyor. Zira yasa paketinde en sık karşılaşılan bu tip problemlere çözüm getirilmeye çalışılmış. Eğer taslak yasa paketi mevcut haliyle kabul edilecek olursa en önemli gördüğüm değişiklikler şu şekilde olacak:

• Zamanaşımı süresi, ihlalin varlığından tümüyle haberdar olunduğu andan itibaren en az beş yıl olacak. Eğer devam eden bir ihlal varsa zamanaşımı süresi ihlalin tamamen ve kesin olarak sonlandığı andan itibaren işlemeye başlayacak. Bu durum özellikle rekabet otoritelerinin söz konusu ihlal bakımından başlattıkları bir prosedür varsa önem taşıyacak.
• Komisyon kararları gibi ulusal rekabet otoritelerinin ihlal hakkında vermiş olduğu kararlar, mahkemeler nezdinde ihlalin gerçekleştiğine dair kesin kanıt teşkil edecek.
• Özellikle kartel davalarında, kartel oluşumunun doğrudan bir zarara da sebebiyet verdiği varsayımıyla hareket edilecek.
• Davacılar, pişmanlık başvurusu kapsamında sunulan ve ayrıca ticari sır niteliği taşıyan belgeler hariç olmak üzere her tür bilgi ve belgeye erişme hakkına sahip olacak.
• Yansıma zarar savunması (passing-on defence) halen geçerli olmakla birlikte dolaylı alıcıların ihlal sebebiyle aşama aşama artan bu fiyatlar sebebiyle zarara uğradığı varsayılacak.

Komisyon’un yayınladığı yasa paketine linkinden ulaşabilirsiniz.

Ne demiştik, şimdi “rekabeti ihlal eden teşebbüsler” düşünsün!

Reklamlar