Orta Yol: Yeni Petrol Yasası

Yeni Türk Petrol Kanunu 11 Haziran 2013 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdi. Kanun kabul edilmeden önce özellikle de Tasarı metni ortaya çıktıktan sonra yapılan şiddetli tartışmaların Kanun ile Tasarı arasında çok önemli bir fark oluşturduğu da kolayca görünebiliyor.

BOS002031Tasarı metnine bakıldığında petrole ilişkin en üst piyasa olan petrolün aranma ve çıkarılması piyasasında çok ciddi bir serbestleşme öngörüldüğü hemen göze çarpıyordu. TPAO’nun piyasadaki rolü ciddi derecede azaltılıyor, yabancıların petrol arama faaliyetlerinde bulunması kolaylaştırılıyor, petrol aranabilecek alanlar “milli parkları” dahi kapsayacak kadar genişletiliyor, vergi tavanları indiriliyor ve petrol aranması için verilen teşvikler artırılıyordu. Tabi Tasarıda petrol arama faaliyetinin bu denli cazip hale gelmesi ile bu faaliyete olan talebin artacağı ve ruhsatların daha da değerlenerek çantacı olarak adlandırılan ve ruhsat tacirliği yapan kişililer için altın madeni haline geleceği de düşünülmüştü. Enerji piyasalarında “çantacılıkla mücadele” kapsamında mevzuata eklenen düzenlemelerin benzerleri yeni Petrol Kanunu’na da eklenmiş ve örneğin arama ruhsatının süresinin uzatılması kuyu kazma zorunluluğuna bağlanmıştı.

Esasen piyasaların serbestleşmesinin ekonomik etkinlik bakımından önemli faydalar sağlayacağı tartışmasız olmakla beraber, özellikle de petrol gibi devlet politikaları bakımından önemi son derece fazla olan piyasalarda serbestleşme çabalarının ciddi ölçüde tepki çekmesi de kaçınılmaz oluyor. Ancak Tasarıda da serbestleşme karşıtlarını kışkırtmaktan hiçbir şekilde kaçınılmadığını da unutmamak gerekiyor. Örneğin Kanun’un amaç maddesinden “milli menfaatler” ibaresinin çıkarılması bunun anlamını bilen bilenmeyen her türlü liberal ekonomi karşıtının tepkisini çekmeye yetmişti.

Biraz Tasarıda benimsenen agresif tutum, biraz da piyasanın serbestleşmesine karşı olan menfaat gruplarının fazlalığı Kanun’da bu değişimlerin biraz daha yumuşamasına yol açtı. Ancak yine de yeni Kanun ile piyasanın özel sektör için daha çekici bir hale geldiğini de söylemek gerekiyor. Kanun ile getirilen en önemli değişikliklerden biri eski duruma göre daha uzun ruhsat sürelerinin önünün açılması oldu. Ayrıca işletme hakkı süresi sona eren sahaların, işletme ruhsatı verilmek üzere, Bakan onayıyla müzayedeye çıkarılabileceği, ancak müzayedeye çıkılmadan önce Bakanlık’ın bu sahayı işletme ruhsatı konusu olarak isteyip istemediğini süre tayini suretiyle yazacağı bir yazı ile TPAO’dan soracağı düzenlendi. Bunların yanında, yeni Kanun  petrol hakkı sahiplerine yatırım yaptıkları illerdeki diğer tüm yatırımlara verilen teşviklerden yararlanabilme şansı da tanındı. Son olarak yabancıların petrol arama ve çıkarma faaliyetlerinde bulunması da kolaylaştırıldı.

Yeni Kanun özellikle vergilendirme konusunda Tasarıda yapılan özel sektör lehine düzenlemeleri metinden çıkarması ve TPAO’nun ayrıcalıklarını büyük ölçüde koruması dolayısıyla özel sektör tarafından eleştiriliyor. Piyasanın serbestleşmesine yönelik atılan adımlar da özellikle TPAO’nun özelleştirilmesine çanak tutacağı ve devlet menfaatlerinin yeterince gözetilmediği gerekçesiyle serbestleşme ve özelleştirme karşıtlarının tepkisini çekiyor. Fakat özellikle Tasarı ile beraber değerlendirildiğinde, yeni Kanun’u en iyi tanımlayan ifadenin “orta yol” olduğu ortaya çıkıyor.

Reklamlar