Yeni Nesil Şebekeler ve Tesis Paylaşımı

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu, tesis paylaşımı ve yükümlülüğü konusunda verilen karar ile birlikte bu uygulamaların yaygınlaşması ve süreçlerin etkin bir şekilde işletilmesi konusunda önemli bir adım attı.

Bu kararın, teknoloji ve tercihler ışığında artan altyapı yatırımının etkisiyle altyapı rekabetin tesisi şansını da artırmayı hedeflediği yorumunu yapmak yanlış olmayacaktır. Konuyla ilgilenen pek çok kişinin de fark ettiği gibi, karara konu ve hızla artan altyapı tesisi süjelerinden birisi de yeni nesil şebekelerin fiber optik kablo altyapısıdır.

¹|‘Genişbant internet hizmetleri, fiber optik teknolojisinin gelişmesi ve uygulama alanlarının artması ile birlikte bakır kablo (telefon) ve kablo TV hatlarından sonra piyasada rol oynamaya başlayan üçüncü fiziksel kablo şebekesine hızla artan bir kullanırlık oranıyla kavuştu. Türkiye açısından rekabete açık bir pazar olarak internet genişbant hizmetleri pazarında da ilk defa bir altyapı kurulum sürecine şahit olmaktayız.

Bu durumda bizim ilgimizi çeken iki konuyu belirtmekte fayda var:

  1. Piyasa belki de ilk defa tek bir şirkete ait ve kullandırılmak sureti ile işletilen bir altyapı tekeline, her ne kadar düzenlenmekte de olsa, muhtaç olmama şansına sahip.
  2. Kurul verdiği bu kararla aslında her ne kadar iyi niyet ve rekabet söylemi ile yola çıksa da bu durumu güçleştirme ihtimali ile bizleri yüz yüze mi bırakıyor?

İlk konu ile ilgili olarak aslında güncel olarak ülkemizde hakim durumda olan ve olmayan hizmet sağlayıcıların fiber optik altyapı yatırımlarına büyük önem verdikleri ve farklı kollardan bu altyapı kurulumuna başladıkları biliniyor. Rekabet açısından faydalı bu gelişmeyi gölgede bırakma ihtimali olan ikinci konu ise tamamlanmamış altyapıları (veya daha doğru bir tabirle belli kısımlarını) paylaşmak yükümlülüğünün, bu altyapıyı kuran şirket tarafından kurgulanan fiziksel kapsamın azaltılması veya kapsam genişlemesinin yavaşlaması ile fiziksel kapsamının optimal düzeyde olmasını arzulayan biz kullanıcıların bu teknolojiye erişim süresinin uzaması veya hiç olmaması.

Kararın aslında tam da altyapı kurulum hızının arttırılmasını ve yayılımını hedefliyor olması ve AB piyasaları ile düzenlemelerinin referans olarak gösterilmesi, bazı soruları akla düşürüyor. Bu da, Türkiye’de altyapıyı kuracak olan ve tesis paylaşımı yükümlüsü haline gelen potansiyel ve mevcut şirketlerin kısıtlı olmakla birlikte talep yoğunlaşmasının ve hedef kitle bölgelerinin nispeten sınırlı oluşunun uygulamada yaratabileceği sıkıntılar. Neticede tablo, hedef kitlenin talebin yüksek olduğu bölgelerde oluşan rekabet ve talebin düşük olduğu bölgelerde teknolojinin olmayışı şeklinde oluşabilir. Bu muhtemel durum ekonomik etkinlik olarak desteklenebilse de (talebin olduğu yerde yatırımın fazla olması ve talebin oluşmadığı yerde maliyetlerinin geri dönüşünün mümkün olmaması nedeniyle yatırımın sağlanmaması mantık çerçevesinde sayılabilir) bilgi teknolojileri ve iletişim politikaları açısından tutarsızlık olarak algılanabilir (ulusal bir politika olarak internet kullanımının, erişiminin yaygınlaştırılması, kalite kriterleri, ulaşılabilirlik gibi konular belirlenmişse ve ülke çapında bir talep yaratılmak isteniyorsa özellikle bkz. “Bilgi Toplumu Stratejisi”).

Kararın pozitif ve negatif yönleri uzun uzun tartışılabilir, ancak uygulamanın gerçekleşebilmesi için, ciddi ve konuya özel olarak takip, teşvik ve aksi durumda caydırıcılık mekanizmalarının birlikte ve etkin bir şekilde çalıştırılması gerektiği bir gerçektir. Kurum 1 Temmuz tarihine kadar tesis paylaşımı yükümlülüğüne tabi işletmecilerden tesis paylaşımı ücretlerini talep etti, yaşanılacak gelişmeleri ve uygulamanın gidişatını bekleyip göreceğiz.

Reklamlar