Biliyoruz, bu bankacılık soruşturmasına ilişkin olarak burada bir şeyler okumak istediniz. Dergilerde yazdık, televizyonlarda konuştuk ama pazarlardanhaberleri ihmal ettik. Haber yayına hazırlandığında olay devam ediyordu, elektrikler kesilmişti ve dışarıda hava güzeldi. Ben dizimi kırıp iki kelam yazma işini üstlendim.

1 Mayıs 2012, Şişli. Ali Ilıcak (C)

Bankaların rekabet hukukuna yaklaşımları hakkında daha önce iki kere yazma fırsatım olmuştu: İlki bir önceki soruşturma kararı açıklandığında kepler havalara fırlatılırken, ikincisi de geçen ay, sözlü savunmalardan önce. İlkinde demiştim ki, çıkan cezaların komik derecede az olması sizi yanıltmasın, yıldız geçidinin kapısı aralandı, kim bilir içinden daha ne yaratıklar geçecek (klişe benzetmeler yapmamaya kararlıyım). İkincisi ise bir nevi “Ben demedim miydi, a şaşkın?!”  yazısıydı ve bu kafayı değiştirmedikçe daha ceza gelir diyordu.

Sözlü savunmaları izledik. Televizyonlara çıkan yorumcuları dinledik. Buradaki yazılarından tanıdığınız Dr. Fevzi haricinde, “Bankalar da acaba niye o salona alınmışlar? Acaba ne yapmışlar ki, böyle milyar ceza lafları falan? ” diye soran bir yiğit çıkmadı (Bu bizınıs çenıllara çıkanların ekseriyetinin erkek olması başlı başına bir sorun ya, neyse).  Birtakım genç müfettişin gadrine uğramış, ekonominin bel kemiği, istikrarın direği olan bankaların seslendirilen hikayeleri gerçekten yürek burkucuydu. Ama yine de bankaların bu kadar çok dostunun olduğunu görüp, kötü günde yalnız kalmadıklarına şahit olunca, Efes’in Duman şarkılı reklamını izlerkenki gibi tüylerim diken diken oldu.

Bankaların kendilerini nasıl savunduğuna ya da haklı olup olmadıklarına dair bir şeyleri buraya yazmak, profesyonel açıdan doğru olmaz. Onu, soranlara şifahen söylerim. Belki de bu aralar algı-itibar yönetimi,  kanaat oluşturma vb. işlerine biraz fazla takıldığım için, işin o tarafını gündeme getirmek istiyorum. Halkla ilişkiler uzmanı değilim ama uzmanı olduğum alandan oraya gümrah bir ırmak gibi akacak cerahatin kokusunu şimdiden alabiliyorum.

İzah edeyim: malumları olduğu üzere Rekabet Kurulu’nun kararları gerekçeli olmak durumunda ve şirketlerden elde edilen delillere de  tek tek yer verilen bu kararlar Kurum’un internet sayfasında çarşaf çarşaf yayımlanmakta. Bir önceki “sınırlı” bankacılık soruşturmasında elde edilen deliller bile, televizyona çıkıp “Aman efendim istikrar!”, “Karlıyız diye üstümüze geliyorlar!”, “İyice vergiye döndü bu rekabet işi” diye konuşanların yüzünü kızartacak nitelikteydi. Konut kredileri, kredi kartı faizleri vb. milyonlarca vatandaşa bir şekilde bir yerden dokunan konuların gündeme gelmesi, ele geçtiği söylenen delillerin internetlerde gezmesini itibar açısından hassas hale getirir. Ceza da kesilse, bankalar mazur da görülse, o maliyet gök kubbede baki kalacak. Bakan çıkar affedin der, bürokrat eli mecbur affeder, ama ortak hafızaya bir kazık çakılır…

Bu işten tek kazanan reklam sektörü ve güven telakki eden davudi sesiyle Haluk Bilginer olur, ben size söylemiş olayım.

Banka soruşturmasında itibar yönetimi unutuluyor mu?” için 5 yorum

  1. Sorusturma asamasindaki itibar yönetimi global sirketlerde uyum departmani ve halkla iliskilerin beraber yürüttükleri bir ciddi is. Uyum departmanlari, sorusturma kokusu alindiginda hangi senaryoda basina hangi aciklamayi yapacaklarini önceden planlayip tetikte bekliyorlar. Bankacilik sektörü sorusturmasi ve cezalari, itibar yönetiminin gözden gecirilmesine ve uyum departmanlarinin bu sürecteki rolüne iliskin yeni tartismalar yaratabilir. Bu tartismayi baslatmak adina güzel bir yazi.

      1. Şirketlerin, artık, rekabet uyum programlarının ciddiyetini kavramalarında (işin hakkını vermelerinde) ikili yaptırım sisteminin etkin bir şekilde devreye girmesinin pek etkili olacağı kanaatindeyim.

        Zira Bankalar için , bahsini ettiğiniz İkinci raundun, ringin dışında da devam edeceği- uzun soluklu ve hayli yorucu olacağını tahmin ediyorum. Şu an için Üç kat tazminat talepleri gündeme (kuvvetle muhtemel üç katına kadar) gelmeye başladı bile.
        Henüz uygulaması az gelişmiş (neredeyse hiç gelişmemiş) ama Türk rekabet hukukunda bu vesileyle gelişmeye başlayacak gibi.
        Öğretide kendine yeteri kadar yer bulamayan tazminat talepleri de dikkati çekmeye mazhar olur.
        Tazminat taleplerinde tartışmalı olan konularda da mahkemelerin içtihatları ne yönde olacak merak içindeyim.
        -Kurul kararı yeterli mi, kesinleşmesi de mi beklenecek mi?, üç katmı, üç katına kadar mı, RK. delilleri, hukuk mh. değerlendirilmesi ve kuvveti ne olacak?,
        hukuka aykırılık ve kusurun ispatı ayrıca aranacak mı, zaman aşımı süreleri,?,
        zarar hesabında kurul kararı yol gösterici olur mu,
        tazminat hesabında yöntemler ne olacak (hakimler ekonometrik modellere ne kadar itibar edecek), altern. uyuş. çözümü işler mi? toplu davalar ve ikili yaptırım da aşırı caydırıcılık sorunları vs… bekleyip (belki de çok beklemeden) göreceğiz.

        Not; 1- Bu soruşturmalarla, Rekabet hukukunun da, kurul’un da tanınmışlığı arttı, hukuk fakültesinde öğrencilerimin rekabet hukuku dersine bakışları değişti, bi bakarsınız rekabet kültürü oluşuvermiş ,
        2- Ama Tartışmalar hep bankalar üzerinden yapılıyor, sanki diğer tüm sektörler de rekabet düzeni düzgün tesis edilmiş, kurul göz açtırmıyor, yahut hiçbir teşebbüs hakim durumunu kötüye kullanmıyormuş gibi.

        yrd doç dr. Murat ŞAHİN

  2. Sevgili Ali, rekabet hukukunda itibar yönetimini soruşturma kasamındaki bir süreç olarak değerlendirmek sanırım tüm sektörlerdeki şirketlerin yapabileceği en büyük hata. Arada bir çocuklar (babası olduğum çocuklar) ‘bugün okulda yangın tatbikatı yaptık…’, ‘bugün deprem tatbikatı yaptık…’ diye anlatıyorlar. Bende meraktan konuyu deşiyorum: ‘anlatırmısın biraz neler yaşandı?’.
    – Baba işte alarm çalınca hemen tek sıra oluyoruz; yangın tatbikatıysa sakince çıkış sırasına göre büyük bahçedeki sınıf yerimize gidiyoruz, öğretmen ne derse onu yapıyoruz, kıyafet ve çantalarımızı sınıfta bırakıyoruz; sonra tehlike geçti denince yine aynı şekilde sınıflara dönüyoruz… ; deprem tatbikatıysa da hemen sıramızın yanında hayat üçgenine sığınıp bekliyoruz…’.
    – Peki gerçekten yangın çıkarsa sence aynı şekilde davranabilir misiniz?
    – Evet baba işte tatbikatı onun için yapıyoruz ya!
    – Hmmm… Doğru…
    Yaş 9…

    Bizi büyüyünce ne bozuyor?

Bence olay şöyle:

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.