3. Raund Sona Erdi

Herkes ikinci bir şansı hak eder derler, peki ya dördüncüyü?

O zamanlar da yazmıştık, çabuk geçmiş. Sene 2013 oldu, Ryanair’in üçüncü denemesi de başarısızlıkla sonuçlandı. Rakibi Aer Lingus’u satın almak için 6 senedir mücadele veren Ryanair, yeniden Komisyon engeline takıldı.

  1. İlk deneme 2007’deydi…  Aer Lingus Havayolunu satın alma girişimini ilk kez 2007 yılında hayata geçiren Ryanair, Komisyon’dan izin alamamış ve kararı Genel Mahkeme’ye götürse de orada da benzer sonuçla karşılaşmıştı. İrlanda’da birbirleriyle etkin rekabet içerisinde olan iki havayolu şirketinin birleşmesi, rekabet edilen 35 hattın 22’sinde tekel oluşturacak, kalan hatlarda ise %60 pazar payıyla tüketiciye pek tercih imkanı bırakmayarak 14 Milyon AB vatandaşının İrlanda giriş veya çıkışlı uçuşlarındaki fiyatların yükselmesine sebep olacaktı. Ryanair’in öne sürdüğü taahhütler de bu riski ortadan kaldıramayacak kadar yetersiz görülmüştü.
  2. Ryanair ikinci şansını 2009’da denedi… Ancak başvurusunu geri çekti. Komisyon ilk defa aynı ülkede ve aynı ana havaalanından faaliyet gösteren ve noktadan noktaya düşük maliyetli uçuşlar gerçekleştiren iki havayolunun birleşmesine ilişkin olarak varış veya çıkış noktası Dublin olan yolcuların bu işlemden olumsuz yönde etkileneceği gerekçesiyle işleme muhalefet etmişti.
  3. Ancak Komisyon işlemi üçüncü kez değerlendirme fırsatı buldu… Temmuz 2012’de bildirilen işlemi üçüncü defa nihai inceleme aşamasına alan Komisyon, kararını dün bildirdi.

616027.TIFTarafların konumlarının 2007 yılı zamanından daha bile güçlü durumda olduğu değerlendirmesini yapan Komisyon, 2007 yılında rekabet edilen hat sayısı 35 iken, bu sayının 46’ya çıktığını, tekel oluşacak hat sayısının ise 22 iken 28’e ulaşmış durumda olduğunu göz ardı etmedi. Ayrıca, Avrupa içinde birçok hat dahilinde bu iki havayolu şirketinin birbirlerinin en yakın rakipleri olduğunu ve bu rekabete girmenin diğer şirketler için giriş engeli oluşturduğunu belirtti. Bu da, Avrupa’da bir çok hatta bu iki havayolu dışında alternatif olarak hizmet verecek bir şirketin bulunmaması sebebiyle muhtemel bilet fiyatlarını akla getiriyordu.

Sonucunda, Ryanair’in öne sürdüğü taahhütlere rağmen Komisyon işlemi reddetti. Son verilen paket kapsamında, çakışan bazı hatların İngiliz havayolu şirketi Flybe ve British Airways’e yönlendirilmesi gibi öneriler bulunuyordu. Paketi detaylıca incelediğini belirten Komisyon, rakipler, tüketiciler, seyahat acenteleri, tüketici birlikleri ve kamu otoritelerinden aldığı görüşler ile birlikte tek bir sonuca vardığını belirtti: Verilen taahhütler, rekabetçi endişeleri giderebilecek yeterlilikte değil. Tüketiciler, iki şirket arasındaki rekabetin ve düşük fiyatların keyfini sürmeye devam etmeliler.

Türkiye’ye baktığımızda, yalnızca son beş yıldır Rekabet Kurulu’nun nihai incelemesine takılan 15 civarında birleşme/devralma işlemi görüyoruz (Hemen hatırladıklarım: Tekel Birası, Havaş/TGS, AFM/MARS Sinema, YKM/Boyner, Samsung/Seagate kararları gibi…).

Milyonluk satışların bir an önce iradelerine uygun şekilde sonuca ulaşmasını bekleyen taraflar, bazen Rekabet Otoriteleri’nin bu işlemlerde ne kadar söz sahibi olduğunu göz ardı ederek sürecin uzamasına boyun eğmek durumunda kalıyor. Halbuki şirket birleşme/devralmalarında rekabet kurallarına uyum kısmı, işlemin küçük fakat oldukça önemli bir kısmını oluşturuyor. Bu da, Rekabet Otoritesi’nden alınacak iznin bildirim formunun 3-5 bölümünü doldurmaktan ibaret olmadığını, iktisadi bakış açısıyla hazırlanan başvurunun bütün süreci ne kadar etkileyebileceğini gösteriyor…

(Benzer durumla AT&T ve T-Mobile devralma işinde de karşılaşmıştık, hatırlayalım.)

Reklamlar