Her Şeyin Fazlası Zarar, İndirimin Bile

Fransız Rekabet Otoritesi yakın zamanlarda verdiği bir karar ile Fransa’nın en büyük iki mobil işletmecisi konumundaki Orange ve SFR’ye ceza yağdırdı. Cezaların sebebi ise ilginç; Orange ve SFR aboneleri kendi içlerinde fazlaca ucuza konuşuyorlar!

Temel amacı tüketici refahını arttırmak olan bir kurumun abonelerini ucuza konuşturdukları gerekçesiyle işletmecilere ceza vermesi ilk başta kulağa biraz ters geliyor olabilir. Ama bir yandan “helal olsun adamlara ne güzel ucuza konuşturuyorlarmış” derken, bir yandan da “ama neden?” sorusunun akılları kurcalamaması da mümkün değil. İşte biraz düşünüp bu sorunun cevabını arandığında, Fransız Rekabet Otoritesi’nin duruma neden müdahale ettiği kolayca görülebiliyor.

BOS005784Öncelikle, Orange ve SFR bu “aşırı” ucuz fiyatları abonelerin yaptığı her arama için uygulamıyor. Fiyatlar sadece şebeke içi aramalar bakımından geçerli. Yani bir abone, ancak kendisiyle aynı şebekeye abone olan bir kimseyi aradığı zaman ucuza konuşma fırsatı yakalıyor. Fakat farklı şebekelere yapılan şebeke dışı aramaların ücretleri oldukça yüksek olarak belirleniyor. Bu stratejinin yarattığı etki ise Orange ve SFR abonelerinin şebekelerine bağlanmaları ve şebeke değiştirmeye sıcak bakmamaları olarak sonuçlanıyor.

Bu uygulamalar sayesinde zaten oldukça fazla sayıda abonesi olan Orange ve SFR abone miktarlarını korurken, piyasanın küçük oyuncusu Bouygues ise her geçen gün kan kaybediyor. Abone sayısının rakiplerine göre çok daha az olması dolayısıyla şebeke içi fiyatlarını düşürerek rakiplerine cevap veremeyen Bouygues çareyi “her yöne” arama fiyatlarını indirmekte buluyor. Ancak burada da Bouygues ciddi bir sorun ile karşılaşıyor.

Bouygues abonelerinin yaptığı şebeke dışı aramalarda, Bouygues’in, aranan abonenin şebekesine (ki bu çoğunlukla Orange ve SFR oluyor) arabağlantı ücreti adı altında belli bir ücret ödemesi gerekiyor. İşte Rekabet Otoritesi’nin iddialarının kilit noktasını da bu arabağlantı ücretlerinin miktarı oluşturuyor. Orange ve SFR, şebeke dışı aramalarda dakika başına talep ettikleri arabağlantı ücretlerini, kendi abonelerine sundukları şebeke içi konuşma ücretlerinden daha yüksek bir tutar olarak belirliyorlar. Böylece Bouygues’in, zarar etmediği müddetçe, rakiplerine yakın fiyatlar sunması da engellenmiş oluyor.

Fransız Rekabet Otoritesi Orange ve SFR’nin bu uygulamalarının piyasadaki rekabete zarar verdiğine ve Bouygues’i iflasın eşiğine sürüklediğine hükmetti. Otorite’ye göre hem Orange, hem de SFR kendi şebekelerinde sonlanan çağrılar bakımından tekel konumundaydı ve Bouygues’ten talep edilen arabağlantı ücretlerinin belirlenmesi aşamasında bu konumlarını kötüye kullanmışlardı.

Görüldüğü üzere Fransız Rekabet Otoritesi asıl olarak düşük fiyat vermeyi değil, düşük fiyatlardan da yararlanılarak oluşturulan yapı içinde piyasayı rakiplere kapatmayı cezalandırmıştır. Bunun sebebi ise böyle bir yapıda rekabetin asla barınamaması ve en nihayetinde durumdan en fazla zarar görenin yine tüketiciler olacak olmasıdır.

Benzer sorunların, piyasada çok güçlü bir işletmecinin yer aldığı ülkemizde de yaşanabileceği düşünülebilir. Ancak düzenleyici otorite konumundaki BTK bu riski önceden fark etmiş ve benzer bir uygulama ile pazardaki rekabetin büyük bölümünü ortadan kaldırabilecek olan Turkcell’in, rakiplerinden aldığı arabağlantı ücretlerinden daha ucuz şebeke içi tarifler belirlemesini engellemiştir. BTK erken davranarak almış olduğu karar ile mobil şebeke işletmecileri arasındaki rekabetin korunması bakımından çok önemli bir adım atmış olsa da, Fransız Rekabet Otoritesi’nin kararındaki durum, işletmecilerin fiyata dayalı uygulamalarla rakiplerine zarar verebileceği durumların tek örneği de değil.

Fransız Rekabet Otoritesi’nin kararı ve buna benzeyen daha bir çok karar gösteriyor ki, işletmecilerin birbirlerinden hizmet aldığı ve bu hizmetlerin maliyetlerini kendi abonelerine yansıtmak zorunda olduğu mobil iletişim pazarında özellikle pazar gücüne sahip olan işletmecilerin fiyatlama stratejilerine her zaman için şüpheci bir gözle bakmak ve sebebi tam olarak anlaşılamayan uygulamaları her zaman için sorgulamak piyasadaki rekabetin korunması için adeta bir zorunluluk. Tabi burada en önemli görev de rekabet otoritelerine ve düzenleyici kurumlara düşüyor.

Reklamlar