Doğalgaz Sektör Araştırması

Türkiye’de 2001 yılında yürürlüğe giren 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu ve 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu ile bir taraftan elektrik piyasasında, diğer tarafta ise doğal gaz piyasasında bir serbestleşme süreci başladı.

Ürettiğimiz elektriğin yaklaşık % 46 oranında doğal gaz çevirim santrallarında üretildiği düşünüldüğünde, bu piyasalar arasında sıkı bir bağ olduğu, bu nedenle enerji sektöründe etkili bir reformdan beklenen sonuçların elde edilebilmesi için,  elektrik piyasaları ve doğal gaz  piyasalarının serbestleşme süreçlerinin birbirlerine olan etkileri dikkate alınarak yürütülmesi gerektiği kabul ediliyor.

Elektrik piyasasında üretim, iletim, dağıtım ve tedarik aşamalarının ayrıştırması tamamlandı. Üretim ve tedarik seviyelerinde çok sayıda özel şirket piyasaya girdi. Geciken özelleştirmelerin tamamlanmasıyla planlanan reformun önemli bir kısmı gerçekleştirilmiş olacak. Doğal gaz piyasasında ise 2001 yılından bu yana atılan adımlarla birlikte sektörde BOTAŞ yanında özel şirketler de faaliyette bulunmaya başladı. Ancak bu faaliyetler, bazı engeller nedeniyle belli bir seviyeyi henüz aşamadı. Doğal gaz piyasasının serbestleşmesinin önündeki bu engellerin kaldırılması adına kritik adımların atılması beklenen şu günlerde Rekabet Kurumu doğal gaz sektörüne ilişkin kapsamlı bir sektör araştırması yaptı.

Çalışmada, yapılan sektör araştırmasının asıl amacının rekabet hukuku uygulamalarından çok rekabet politikaları çerçevesinde görüş oluşturması olduğu vurgulanıyor. Bu amacı çalışmanın bütününde ve son bölümünde rekabet politikası önerileri başlığı altında getirdiği somut önerilerden de anlamak mümkün.

Toplam yedi bölümden oluşan çalışmada, enerji sektörü ve rekabet politikası, doğal gaz piyasaları ve rekabet politikası, Türkiye doğal gaz piyasalarının serbestleşme sürecinde sorun ve yöntem tespiti, bu süreçte öne çıkan hususlar, BOTAŞ’a ilişkin gerek davranışsal gerekse yapısal durumu konuları ele alınıyor ve çalışmaya rekabet politikası önerileri ile son veriliyor.

Çalışmada Türkiye doğal gaz piyasaları dört aşamalı evrim modeli kapsamında incelenmiş. Bu yöntem gelişimi, doğuş, büyüme, gelişme ve olgunlaşma olmak üzere 4 seviyede ele alıyor ve devletin rolü, talep yapısı, alt yapı ve toptan satış aşamalarının gösterdiği özelliklere göre ele alınan piyasayı konumlandırıyor. Sektör raporu Türkiye doğal gaz piyasasında devletin rolü, talep yapısı, alt yapı ve toptan satış aşamalarının gösterdiği özellikleri değerlendirerek, piyasanın büyüme aşamasında olduğu sonucuna varıyor. Bu noktada, 2001 yılında kabul edilen 4646 sayılı Kanun’un öngördüğü rejimin Türkiye’deki duruma uymayan bu nedenle de hayata geçirilmesi mümkün olmayan bir rejim olduğunu vurguluyor. Özetle gelişme ve olgunlaşma aşamasında olan bir piyasaya uygun olabilecek bir rejimin, doğuş ve büyüme aşamasında olan bir piyasaya biraz bol geleceğine, bunun ise etkin bir rekabet politikası olmadığına işaret ediliyor.

Çalışmada LNG ve depolama projelerinin ve altyapı yatırımlarının önemine vurgu yapılıyor. Bu şekilde kaynak çeşitlendirmesinin sağlanacağı, yeni girişimcilerin pazara girmelerine imkan sağlanacağı, boru hatlarıyla tedarik konusunda çeşitli sebeplerle yaşanabilecek krizlerin daha kolay atlatılabileceği vurgulanıyor.

Katılımcı sayısını artırmak için 4646 sayılı Kanun’daki kontrat devri yönteminin uygulanamadığını, bu nedenle bu yöntemin terk edilerek miktar devri yönteminin benimsenmesinin uygun olacağı vurgulanıyor. Bu yöntem kontrat devrinden farklı, BOTAŞ, ihracatçı ülke karşısında sözleşmenin tarafı olmaya devam ediyor, ancak gazın ulusal şebekeden itibaren belli miktarının ticaretini yapma hakkını yeni katılımcılara bırakıyor. Sözleşme devri yönteminde ihracatçıların isteksizliği, BOTAŞ’ın azalım gücünün azalmasının yaratacağı sıkıntılar dikkate alındığında bu tespitin yerinde olduğunu ve önerilen metodun daha pratik bir şekilde çalışabileceğini düşünüyoruz.

Çalışmada talep yapısı bakımından, tüketicilerin özellikle elektrik santrallerinden oluşan büyük tüketiciler ve hane halkının merkeze konduğu dağıtım şirketleri şeklinde ikiye ayrılarak ele alındığı görülüyor. Ayrıca elektrik santrallarının alıcı gücünün yaratacağı baskının önlenmesi için bunların gaz tedarikine yönelik bütünleşmeleri ve arz güvenliği bakımından da LNG ticaretinin önemine vurgu yapılıyor.

Hane halklarına yapılan satışlar bakımından ise, politik ve sosyal boyutların belli güçlükleri beraberinde getirdiği ancak doğru fiyatlandırmanın bu alanda rekabetin tesisinde önemli olduğu ifade ediliyor. Gerçekten de Türkiye’de hane halkına sağlanan gazın olması gerekenden düşük fiyatla sağlandığı, bunun ise piyasaya yeni girişlerin önünde bir engel oluşturması karşısında çalışmanın bu konuyu  da gündeme getirmiş olmasının isabetli olduğunu düşünüyoruz.
Doğal gaza olan bağımlılığın azaltılması için alternatif birincil enerji kaynakları olarak yerli kömür ve nükleer yatırımlarının önemi de çalışmada ele alınan hususlar arasında.

BOTAŞ’a ilişkin değerlendirmelerin yapıldığı bölümde, BOTAŞ’ın fiyatlandırma politikasının piyasa yapısına etkilerine değinilmiş. Bu noktada mevcut hukuki yapı itibariyle, BOTAŞ’ın davranışlarının devlet politikasının ürünü olması sebebiyle rekabet hukukunun kapsamı dışında kalacağı, ancak ticari bir teşebbüs haline dönüştürülmüş bir BOTAŞ’ın rekabet hukukunun konusuna girebileceği vurgulanmış. BOTAŞ’ın yeniden yapılandırılması için uygun metodun hangisi olacağı sorusuna ise, Türkiye’nin özellikleri dikkate alındığında mülkiyet ayrıştırmasına gidilmesinin doğru bir yol olmayacağı şeklinde yanıt verilmiş.

Çalışma, ilk aşamada yapılması gerekenler, 2018 yılına kadar yapılması gerekenler ve 2018-2023 yılına kadar yapılması gerekenler olmak üzere 3 aşamalı rekabet politikası önerileri ile son buluyor.

Sektör araştırmasının Rekabet Kurumu’nun internet sayfasında yayımlanmasının üzerinden çok geçmeden, 4646 sayılı Doğal Gaz Piyasası Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Taslağı Kamuoyu ile paylaşıldı. Bu bakımdan Kurum’un yaptığı çalışmanın zamanlamasının son derece isabetli olduğunu, doğal gaz piyasalarını gelecekte nelerin beklediğini bilmek isteyenlere kanun taslağı ile birlikte sektör raporuna da göz atmalarını tavsiye ediyoruz. Çalışmaya buradan ulaşabilirsiniz.

Reklamlar