Bankacılık Sektörüne Yakın Markaj

Bankacılık sektöründeki faaliyetlerin ana unsurlarından biri “bilgi değişimi”, finans kurumlarının sıkça başını ağrıtan bir konu. Türkiye’de 12 banka mevduat ve kredi faizleri ile kart ücretlerini ortak belirledikleri gerekçesiyle soruşturma altında bulunuyor. Daha önce de bankacılık sektörü yine geniş kapsamlı bir soruşturma geçirmişti ve kayda değer bir cezayla karşılaşılmıştı. Ancak bankacılık sektöründeki bilgi değişimlerine özel bir yasal düzenleme bulunmamakta.

Avustralya’da ise yapılan yeni yasal düzenlemeler ile Avustralya Rekabet ve Tüketici Komisyonu’nun (ACCC) bankacılık sektöründeki rekabet ihlallerine ilişkin daha etkin bir konum kazanması bekleniyor. Bankacılık sektöründeki “price signalling (rakiplerin fiyat değişimlerini bildirmesi)” uygulamalarını ele aldığı yasa yürürlüğe girmiş durumda. Bankacılık sektöründe var olduğu öngörülen yasal boşlukları kapatması beklenen yasa, sektördeki faaliyetleri geniş ölçüde etkileyecek.

Nasıl mı?

Yeni yasayla birlikte lisanslı mevduat kabul eden kuruluşların dikkate alması gereken iki önemli nokta bulunmakta:

  • Rakiplerle fiyat ve fiyatlamayla ilgili (indirimler, faiz hadleri, vs.) bilgi paylaşımları ve
  • Fiyat ve fiyatlamayla ilgili piyasada rekabeti önemli ölçüde azaltabilecek herhangi bir (özel ya da genel) bilgi paylaşımı yapılması.

Sonuç ise malum: Cezai yaptırım. Peki bu cezadan kaçınmak mümkün mü? Evet.

Herhangi bir yaptırımla karşılaşmamak için bilgi paylaşımı öncesi ACCC onayı alınması şart koşulmakla birlikte ACCC; kurum ortakları, bilinmeyen rakipler ve kredi hizmetleri dahilinde müşteri ve kurum arasındaki bilgi paylaşımları ile hisse alım/satımına ilişkin bilgi paylaşımları bilgi değişimi kapsamında saymıyor.

Yasa kapsamının belirtilen şekilde yapılmasıyla sektördeki işleyişin zarar görmemesi amaçlanıyor, ancak bu hedefin ulaşılabilirliğine dair şüpheler mevcut. Sektördeki fiyat bildirimi işlemlerinin büyük çoğunluğunun ACCC onayından geçmesi zorunluluğu ve ACCC’nin bu işlemleri değerlendirmek için iki haftalık bir yasal müddete sahip olması, finans dünyasında piyasa işlerliğine sekte vurulacağına dair tedirginlik oluşturuyor. Bankacılık gibi işlem sürelerinin saniyelerle ölçüldüğü, şartların hızlı bir şekilde değişebildiği bir sektörde “iki haftalık onay süresi” kabul edilebilir sınırların dışında olarak algılanıyor. Buna karşın bazı otoriteler, belirlenen onay müddetinin birçok işlem için gerekli olmayacağını, bankacılık sektöründeki işlemlerin benzer doğasından ötürü ACCC’nin konuyla ilgili bilgi birikiminin artmasıyla birlikte onay süreçlerinin oldukça kısalacağını savunuyorlar.

Başka bir görüş de, yasayla birlikte getirilen uygulamaların bankacılık sektörüyle kısıtlı kalmaması yönünde. Özellikle petrol ve petrol ürünleri piyasasında, bilgi paylaşımı çerçevesinde rekabet ihlaline yol açan durumların bankacılık sektörüyle önemli bir paralellik taşıdığına inanılıyor.

Hukuki düzenlemelerin piyasa için bir maliyet oluşturacağı şüphesiz, ancak bu maliyetin karşılığının bankacılık sektörünün gelecekteki muhtemel krizlerden korunmasının sağlanması ile alınacağına inanılıyor. Yeni yasanın uygulamadaki yansımasının sonuçlarını  göreceğiz.

Reklamlar