Rekabet Hukuku Bakımından 2011 Yılında Neler Yaşandı?

Bu sene onuncusu gerçekleştirilen “Rekabet Hukuku ve İktisadında Güncel Gelişmeler Sempozyumu’na” Konya KTO Karatay Üniversitesi ev sahipliği yaptı. Sempozyumda genel olarak, 2011 yılında rekabet hukuku ve iktisadındaki gelişmeler değerlendirilirken, sempozyumun sabahki oturumunda “Türkiye Hızlı Tüketim Malları Perakendeciliği Sektör İncelemesi Nihai Raporu’nun” sonuçları kamuoyu ile paylaşıldı. Rekabet Kurumu başuzmanları tarafından gerçekleştirilen sunumun ardından Rapor, sektör dernekleri üyeleri ve akademisyenler tarafından değerlendirildi.

Sempozyumun öğleden sonraki oturumunda ise sırasıyla “2011 Yılında Rekabet Hukuku ve İktisadındaki Küresel Gelişmeler”, “2011 Yılında Türk Rekabet Hukuku ve İktisadındaki Güncel Gelişmeler ve 2012’ye Bakış”, “Türk Rekabet Hukukunda Birleşmelerin Denetlenmesine İlişkin Gelişmeler” konulu tebliğler sunuldu. Öğleden sonraki oturumun en son bölümünde ise Tebliğlerde ele alınan güncel gelişmeler aralarında şirket ortaklarımızdan Şahin Ardıyok’un da bulunduğu konuşmacılar tarafından değerlendirildi. Bu kapsamda Ardıyok “2011 Yılındaki Gelişmelerin Değerlendirilmesi” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi.

Sempozyuma katılanların ortak görüşü şu: Türk Rekabet Hukuku bakımından 2011 yılı Ceza Yılı oldu!

2011 yılında toplam 461,9 milyon TL ceza kesildiği dikkate alındığında bu yorum bizleri haklı çıkartıyor. Rekabet Kurulu Başkanı Sn. Kaldırımcı da Kurum’un “rekabet savunuculuğu” görevine bir kez daha vurgu yaptı. Bu, bir nevi rekabet ihlallerinin çok sıkı takip edileceğinin ve cezaların artarak devam edeceğinin sinyallerini veriyor.

Danıştay bakımından…

2011 yılında öne çıkan birkaç karara değinilmeden geçilmedi. Örneğin Danıştay’ın “şüphe içeren en ufak bir delil olması durumunda incelemenin önaraştırmadan kapatılamayacağı, ihlalin var olup olmadığından emin olunması için soruşturma açılması gerektiği” şeklindeki kararı önemli. Aslında bu karar yukarıda belirttiğimiz “gelecek yıllarda daha çok soruşturma açılacak” tezini destekliyor. Yine “ilgili teşebbüs birliğinin kendisine kanunla açıkça verilmeyen bir yetkiyi kullanarak rekabeti kısıtlaması halinde, bunun da Rekabet Kanunu kapsamında ve Kurul’un yetkisi dâhilinde” olduğunu söyleyen kararı da Danıştay incelemeleri bakımından bir diğer önemli karar.

2011 yılı ve hatta son yıllardaki gelişmeler bakımından en üzücü olan ise…

Rekabet ihlallerinden kaynaklanan tazminat davaları alanında hiçbir gelişmenin yaşanmamış olması. Avrupa’da da durumun bizdekinden pek farklı olmadığını söylemeden geçmeyelim. Birleşme devralmalar açısından en çok konuşulan husus ise Ülker’in Şok’u devralması ve devralma kararına yönelik getirilen eleştiriler oldu.

Diğer ülke uygulamalarında ise göze çarpan en önemli gelişmelerden birisi…

Düzenleyici otoritelerin tek bir çatı altında toplanmasıydı. Örneğin İspanya’da bankacılık otoritesi hariç diğer sektörlere ait bütün bağımsız idari otoritelerin birleştirilmesi gündemde. Amaç ise maliyet etkinliği yaratılması. Bakalım bu gelişmelere ülkemize ne şekilde sirayet edecek?

Perakende Sektör Raporu’nun sonuçlarını ise bir başka yazıda uzun uzadıya ele alacağım…

Reklamlar