Yenilenebilir Enerji Yönetimi ve Hukuku

Yenilenebilir enerji kaynaklarının, mevcut teknik ve ekonomik sorunlarının çözümlenmesi halinde 21. yüzyılın en önemli enerji kaynağı olacağı kabul ediliyor. Son yıllarda ortaya çıkan teknolojik gelişmeler, enerji üretiminde kullanılan geleneksel yöntemlerin kademeli olarak yerini yeni yöntemlere bırakacağına işaret ediyor.
Peki neden geleneksel metodlara alternatif arıyoruz? Ülkelerin bunu yapmasının iki önemli sebebi var;
  • Ellerindeki farklı birincil enerji kaynaklarını kullanarak enerjide dışa bağımlılıklarını azaltmak istiyorlar,
  • Birincil enerji olarak fosil yakıt kullanımının ortaya çıkardığı çevresel zararları azalmak istiyorlar.

Bu hedeflere ulaşabilmenin bir yolu olarak tüm dünyada gelişen yenilenebilir enerji kavramı ülkemizde de giderek daha fazla ilgi çekiyor. Yerli yabancı yatırımcılar ilgilerini bu alana çeviriyorlar. Bu da, her düzeyde donanımlı insan gücü ihtiyacını ön plana çıkarıyor.

İstanbul Institute ve Yıldız Teknik Üniversitesi işbirliği ile düzenlenen “Yenilenebilir Enerji Kaynakları ve Yönetimi Sertifika Programı” 28 Nisan 2012 – 06 Mayıs 2012 tarihleri arasında yapıldı. Programın katılımcıları enerji sektörü çalışanları, orta ve üst düzey yöneticileri, ilgili alan mühendisleri ve hukukçular oldu. ACTECON ortaklarından ve Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde Ekonomi Hukuku Yüksek Lisans Programında “Enerji Hukuku ve Politikası” ile “Economic Regulation and Law” derslerini veren Şahin Ardıyok ile beraber hem programın dizaynında Istanbul Institute ile çalıştık hem de konuya ilişkin gerek pratik gerek akademik birikimimizi katılımcılarla paylaşmak üzere eğitmen kadrosunda yer aldık.

Konu enerji olunca pratik bilgi çok önemli, fakat bütünü görebilmek adına yeterli olduğu söylenemez. Ancak pratik birikim ile teori belli bir metodoloji ile birleştirildiğinde enerjiyi teknik, politik, iktisadi ve hukuki yönleriyle değerlendirebilme yeteneği gelişiyor. Aksi durumda pratik hayatta kiminle ne iş yaparsanız işin o kısmını görüyorsunuz. Gerçekten de enerji sektörünün içinde hukukçuluk yaptığınızda nerdeyse hergün birbirinden farklı süreçlere dahil oluyor ve böylece teknik kısmı kavrayabiliyorsunuz. Projecilerle günler süren sözleşme müzakerelerinde kahve tüketip sözleşme yazıyor, teknik şartname irdeliyorsunuz. Başka bir gün yeri geliyor bareti giyip şantiyeci oluyorsunuz. Gündeminizde proje finansmanı, alt işveren yönetimi gibi süreç yönetimleri olabileceği gibi yeni yayınlanan bir tarife metodolojisinin mantığını çözmek ya da TEİAŞ’ın geçtiği yeni bir uygulamanın getirdiklerini öngörmeye çalışmak olabiliyor. Hukuk eğitiminizle tam olarak anlamanız mümkün olmayan teknik düzenlemeleri analiz edebilmek için mühendis dostlarınızdan teknik dinleyip hukuk anlatıyorsunuz. Ticaretçiyle elektrik satışı yaparken dünürü küstürmeden kızı vermemenin yollarını arıyorsunuz. Bu ve buna benzer sektöre has süreçlerde mesai harcarken enerji hukukunun ve hukukçusunun tanımını yapmaya çalışıyorsunuz. Fili her gün farklı bir yerinden tutuyorsunuz fakat gözlerinizi açmadığınız sürece heybetini, biçimini, hantallığını, ahengini, rengini anlamanız mümkün değil. Bütünü görebilmenin yolu ise diğer tüm branşlarda olduğu gibi, sistemi bir bütün olarak anlatan yayınların yapılması eğitimlerin sunulması. Bu konuda enerji alanında yayın ve eğitim kısmında yolun başındayız diyebiliriz. Çünkü arz güvenliği kaygılarının, tabii kaynakların tükenmesi kaygılarının, çevresel etki kaygılarının başlaması ve bunların bir enerji politikası ve hukuku ihtiyacını doğurması çok da eski zamanlara uzanmıyor.

Doktora tezi araştırmam kapsamında Columbia Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde takip ettiğim enerji hukuku, çevre hukuku ve iklim değişikliği hukuku derslerindeki gözlemlerimden yola çıkarak çok dinamik bir yapısı olan konunun sadece Türkiye için değil, tüm dünya için gelişimini sürdürmekte olduğunu söyleyebilirim. Bu aşamada parçaları birleştirmeye, bütünü görmeye ve bu şekilde anlatmaya, bunu yapabilecek akademisyen ve uygulayıcılara ihtiyacımız olduğunu düşünüyorum. Akademik düsturu, çalışma adabı ve endüstriyi iktisadi ve politik açıdan analiz edebilen bir hukukçu olmasıyla örnek aldığım Şahin Ardıyok ile beraber bu ihtiyaca gücümüzün, birikimimizin yettiği ölçüde katkıda bulunabilmek arzusundayız.

Bunları paylaşmak üzere “Yenilenebilir Enerji Kaynakları ve Yönetimi Sertifika Programı” kapsamında çıktığımız sahnede ilk gün katılımcılara, enerji kavramı, elektrik endüstrisinin gelişimi, enerji-ekonomi ilişkisi, elektriğin hukuki niteliği, enerji hukukunun bileşenleri, elektrikte arz güvenliği, elektrik endüstrisinin deregülasyonunda öngörülen modeller ve Türkiye’nin deregülasyon sürecinde geçirdiği evreler gibi temel konuları anlattım.

Programın ikinci gününde ise Şahin Ardıyok Türk Elektrik mevzuatının öngördüğü hukuki yapıyı, üretim, iletim, dağıtım ve tedarik seviyelerindeki faaliyetleri hukuki ve iktisadi analizlerle katılımcılara aktardı. Arada sözü bana bıraktı ve yenilenebilir politikasıyla etkileşim içerisinde olması sebebiyle nükleer enerjinden konuştuk.

Ardından Program, OMV Enerji’den Mine ARTUĞ’un anlattığı Çevre Etki Değerlendirmesi süreci ile devam etti. İkinci haftanın ilk gününde iklim değişikliği ve emisyon ticareti başlıklarıyla yeniden kürsüdeydim. Bu alanda ziyaretçi doktora adayı olarak Columbia Üniversitesi İklim Değişikliği Merkezi’nde  (Columbia University Center for Climate Change) yaptığım araştırmalarda ve katıldığım onlarca seminerde edindiğim birikimi katılımcılarla paylaştım.

Programın devamında Evren Aksakoğlu, Yenilenebilir Enerji mevzuatına ilişkin bilgiler verdi. Katılımcılar, ikinci haftanın ikinci gününde, Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü’nden Erdal ÇALIKOĞLU’nun, Enerji verimliliğine ilişkin birikimini dinleme fırsatı buldular. Program için Ankara’dan gelen diğer bir isim, yenilenebilir yakıtlar konusunda bilgi aktarmak üzere ODTÜ’den Prof. Dr. Göksel DEMİRER idi. Programın devamında katılımcılara Uğur ALTAYLI tarafından Elektrik Piyasaları ve Ticaret,  İbrahim ERDEN tarafından Rüzgar-Güneş ve Diğer Yenilenebilir Kaynaklar, Erman ÇAKAL tarafından Hidro Elektrik Hasan Basri ÇETİNKAYA tarafından İletim ve Smart Grid başlıkları altında eğitimler verildi. Bu sayede katılımcılar yenilenebilir enerjinin farklı boyutlarını sektörün içerisinden gelen isimlerden dinlediler.

Bu gibi programları, katılımcıların hem kamundan hem de özel sektörden eğitmenleri dinleme şansı bulmaları bakımından son derece yararlı buluyorum.

Reklamlar