Bu reklamcılık ortamları pek karışmış hafız

Farkyeri diye bir reklam ajansı bir süredir gözüme çarpıyor. Reklam ajansı olunca yaptığın işler haber oluyor tabi, ya da haber olacak işleri yapmayı biliyorsun. En son, her tarafıyla iğrenç Hitlerli reklamı, hoşgörü cenneti ülkemizde hiçbir televizyon kanalı yayınlamamazlık etmeyince “Biz erkek değiliz” diyerek kadın giysileriyle reklam vermişlerdi. Sadece güçlünün ya da açıktan parayı verenin hoşgörüldüğü bir coğrafyada kadın giysisi giymek ne yazık ki cesaret gerektiren bir iş oluyordu.

.

Efendim, Marketing Türkiye dergisinin son sayısını okurken yine bu ajansın verdiği bir reklama denk geldim. İki sayfaya yayılmış reklamda diyorlar ki: “Kanka, biz aslında Kristal Elma’ya inancımızı yitirdik.” Devamındaki açıklamalar ise sanki bir karteli ihbar metni. Biz verileri ortaya koyalım, ortada adil bir rekabetten bahsedilip bahsedilemeyeceğine siz karar verin demişler:

Derneğe üye 93 ajans varken, bu ödüller sürekli aynı 10-15 ajans arasında pay edilmiyor mu? Hayır işin tuhafı, bu ajanslarda yıllarca bir sürü başarılı işe imza atmış, bir sürü ödül kazanmış yaratıcı, ayrılıp kendi ajanslarını kurduklarında, ödül kazanamaz oluyorlar kanka! Bu nasıl oluyor? Hani bu sektörün en önemli sermayesi insandı kanka? Ödüller kurumlara mı gidiyor?

Bu ajanslar ödülleri kullanarak yeni yeni müşteriler edinmiyor mu? Bu yarışmadan baya baya ticari çıkar edinmiyor mu? Ticari karşılıkları olan bir yarışmanın jürisini oluşturmak, nasıl birilerinin tekelinde olabilir ki kanka?

Bunlar ağır cümleler. Web sitelerinde son üç yılın ödüllerinin %80-90’ını jüri üyelerinin geldiği ajanslarca elma toplar gibi toplandığının rakamlarını vermişler.

“Yarışma adil olmayınca elmaın da tadı olmuyor değil mi?” diyerek konuyu bitirelim.

I hear you, kanka.

Reklamlar