Rekabet Raporu’nda Havayolu Taşımacılığı

2003 yılında sivil havacılıkta serbestleşme yönünde atılan adımlarla meydana gelen değişimler sonucu, özel sektörün piyasa aktörü haline gelmesi ve artan rekabetle birlikte bilet fiyatlarının hızlıca düşüşe geçmesinin canlı şahitleriyiz. Türk Hava Yolları’nın tekel olduğu ve bilet fiyatlarının cep yaktığı dönemleri de uzun ve yorucu otobüs yolculuklarınızdan hatırlarsınız.

Rekabet Raporu’nun Havayolu Taşımacılığı Endüstrisi Bölümü’nde de ilk olarak bu süreçteki değişimler rakamlarla ifade edilmiş. Bu rakamlar, artan rekabet sonucunda havayolu taşımacılığının neredeyse bir lüks olmaktan çıktığını kanıtlar nitelikte. Rapor, 2002 yılında 8 milyon civarında olan iç hat yolcu sayısının 2010 yılında yaklaşık altı kat artarak 50 milyona ulaştığının altını çiziyor.

Rapor’da Havayolu Taşımacılığı Endüstrisi’ndeki rekabet sorunları ise ayrı bir başlık altında incelenmiş.

Tüketici lehine yaşanan bunca olumlu gelişmeye rağmen piyasada rekabet sorunları olmadığını söylemek maalesef mümkün değil. Rapor’a göre serbestleşme süreciyle birlikte birçok özel havayolu şirketi faaliyete başlamış olsa da, THY sektörde hala hâkim durumda. Dolayısıyla, diğer özel havayolu şirketleri THY’nin hâkim durumunu kötüye kullanma riskiyle her zaman karşı karşıya. Bunun dışında, slot tahsis sistemi ve devletlerarası ikili havacılık anlaşmaları konularındaki düzenlemelerin rekabeti sınırlandırıcı nitelikte olduklarına da değinilmiş.

Slotların etkin ve adil bir şekilde tahsis edilmesi, havalimanı kapasitelerinin verimli bir şekilde kullanılması ve havayolu firmalarının rekabetçi bir yapılanma içerisinde faaliyet göstermeleri açısından büyük öneme sahip. Zira slot dağıtımındaki etkinsizlikler pazara yeni giren teşebbüslerin rekabet olanaklarını kısıtlıyor, yerleşik teşebbüslerin ise şebekelerini geliştirme olanaklarını sınırlıyor. Rapor’a göre, slot tahsis sistemi, slotların bunlara en çok değer biçen havayolu şirketlerine tahsis edilmesini her zaman sağlayamıyor ve havayolu şirketlerinin verimli kullanmadıkları slotları havuza devretmelerini sağlayacak teşvik mekanizmalarını içermiyor. Ancak satır aralarında, etkinsizlikleri ortadan kaldıracak yöntemlerin geliştirilmesine yönelik bazı çalışmaların yürütüldüğüne de değinilmiş.

Rekabet Kurumu’nun eleştirdiği konu ise slot koordinasyonunu sağlama görevini elinde bulunduran kurum. Bilindiği üzere, Türkiye’de bu görev DHMİ’nin elinde. THY ile DHMİ arasında ise yönetsel ilişkiler var. Rapor’da bu bağın slot koordinasyonunu piyasadaki tüm oyuncuların menfaatlerini eşit oranda gözeterek adil bir şekilde gerçekleştirmesini güçleştireceği savunuluyor. İkili havacılık anlaşmaları konusunda ise serbestleşme süreciyle bazı gelişmelerin yaşandığının altı çizilmiş.

Eskiden ülkeler ikili anlaşma kapsamına bir havayolu şirketini dâhil ediliyordu. Bu da ilgili hatta tek bir havayolu şirketinin faaliyet göstermesine ve dolayısıyla rekabetin engellenmesine yol açıyordu. Günümüzde ise birden fazla havayolu şirketi ile çoklu anlaşmalar yapılabiliyor. Türkiye’de hâlihazırda 111 ülke ile çoklu, 11 ülke ile tekli anlaşma bulunmakta.

Rekabet Kurumu’nun getirdiği çözüm önerileri ise şöyle:

  • Slot tahsisinin bağımsız sivil havacılık mekanizması tarafından gerçekleştirilmesi,
  • İkili havacılık anlaşmalarının da mümkün olduğu kadar çoklu tayin içerir hale getirilmesi.

Bunlar, daha rekabetçi bir havayolu taşımacılığı sektörünün tesisi bakımından önemli. Fikrimce, asıl önemli olan ise slotların etkin bir biçimde kullanılmasının ve yeni havayolu şirketlerinin pazardaki konumlarını güçlendirebilecek slotları elde edebilmelerinin önünü açacak düzenlemelerin getirilmesi ve böylece sektördeki rekabetin daha da canlandırılmasıdır.

Reklamlar