Ağ Alma Komşu Al

Mobil telekomünikasyon hizmetlerinin sunulması için en önemli kıt kaynak olan frekans spektrumlarının değeri teknolojik gelişmeler dolayısıyla her geçen gün biraz daha artıyor.

Özellikle GSM işletmecileri tarafından sunulan veri hizmetlerine olan talebin hızla artması ve son kullanıcıların veri tüketim oranlarının giderek çoğalması frekans spektrumlarını GSM işletmecileri arasındaki rekabetin en önemli aracı haline getiriyor. Ancak bu durum pazar rekabeti açısından da bazı sorunlar doğmasına sebebiyet veriyor.

Önceleri yalnızca ses ve kısa mesaj hizmetleri üzerinden rekabet eden ve tüm abonelerine belli bir kalitede hizmet sunmak konusunda çok da zorlanmayan GSM işletmecileri şimdilerde çok daha ciddi sorunlarla karşı karşıya kalmış durumda. Dünyanın dört bir yanındaki işletmeciler hem sürekli olarak gelişen yeni teknolojilere yatırım yapmak hem de teknolojik imkanlar dolayısıyla inanılmaz biçimde artan talepleri karşılayacak altyapıları oluşturmak için yarışıyorlar.

Oldukça yakın bir geçmişte çığır açacak teknoloji olarak ortaya konulan ve cep telefonundan beklentilerimizi tamamen değiştireceği iddia edilen 3G teknolojisinin pabucu birçok ülkede dama atıldı bile. 3G’ye geçmeden önce cep telefonundan tek bir e-postaya bakabilmek için dakikalar harcayan aboneler şimdilerde mobil cihazlarından video izlerken yaşadıkları saniyelik gecikmelerin ne kadar çekilmez olduğu konusunda şikayetçi olmaktalar. Aynı şekilde telefonla konuşurken mobil internet hizmetlerinden yararlanamamak ve internet üzerinden yapılan video konferanslarda görüntünün eş zamanlı olarak aktarılamaması da günümüzde önemli problemler olarak kabul ediliyor.

Telekomünikasyon endüstrisinin yenilikçi firmaları da tüm bu sorunlara çözümler bulmakta gecikmiyorlar. Özellikle veri hizmetlerinin sunulması aşamasında, çok yakın bir zamanda 3G teknolojisinin yerini alması beklenen ve ileride ses hizmetlerinin sunuş biçiminde de çok ciddi yenilikler doğuracağı ileri sürülen LTE teknolojisi şimdiden birçok ülkede tüketicilerle buluşturuldu bile. Bu hizmeti sunmaya başlayan işletmeciler tarafından 4G olarak adlandırılan, fakat teknolojiyi geliştirilen kuruluşlarca henüz tam olarak 4G için belirlenen standartları yakalayamadığı belirtilen, LTE teknolojisinin mobil internet hizmetlerinin hızında çok büyük bir artış meydana getirmesi bekleniyor. Öyle ki, GSM işletmecileri tarafından sunulan mobil internet hizmetlerinin sabit hat üzerinden sunulan internet hizmetleriyle arasındaki hız farkının tamamen ortadan kalkacağı da iddialar arasında. Ayrıca cihazların kendi arasında iletişim kurması anlamına gelen M2M uygulamaları çerçevesinde birçok cihazın da giderek artan veri kullanımına katkı sağlayacağı düşünülüyor.

Tüm bu gelişmeler ise GSM işletmecilerin frekans spektrumuna duyduğu ihtiyacı çok daha fazla arttırıyor. Zira işletmecilerin mevcut altyapıları her geçen gün katlanarak artan veri talebini karşılamakta çok zorlanıyor. Bu sebeple dünyanın her yerinde eskiden farklı hizmetlerin sunulması için kullanılan frekans spektrumları boşa çıkartılarak GSM işletmecilerine tahsis ediliyor. AB’de 800 MHz, ABD’de ise hem 800 hem de 700 MHz frekans spektrumları LTE hizmetleri sunmak isteyen GSM işletmeleri tarafından adeta kapışılıyor. ABD’deki AT&T/T-Mobile birleşmesinin ardındaki nedenin de aslen AT&T’nin daha fazla frekans spektrumuna ulaşabilmek için yaptığı bir hamle olarak değerlendiriliyor. Bu birleşmenin gerçekleşememesinin ardından Comcast adlı bir kablolu TV şirketi ile yaptığı anlaşma çerçevesinde sahip olduğu frekans spektrumu miktarını ciddi biçimde arttıran Verizon’un ise rakibine karşı çok ciddi bir avantaj elde ettiği belirtiliyor.

Ancak frekans spektrumunun değerinin bu denli artması ve işletmecilerin rekabetçi güçlerini sürdürebilmesi için en önemli etken haline gelmesi rekabetçi endişeleri de arttırıyor. Nitekim bazı işletmeciler, talepte patlamaların yaşandığı bu dönemi rakiplerini pazar dışına atabilmek için bulunmaz bir fırsat olarak nitelendiriyorlar. Bu işletmeciler ihtiyacından çok daha fazla frekans spektrumuna sahip olarak, rakiplerinin ihtiyacı olan kıt kaynağa erişmesine engellemek üzerine bir strateji oluşturuyorlar.

Spektrum istiflemesi olarak adlandırılan bu strateji çerçevesinde işletmeciler rakiplerinin rekabetçi güçlerini azaltmayı ve rakiplerinin fiyatlar üzerinde oluşturduğu aşağı yönlü baskıyı ortadan kaldırmayı amaçlıyorlar. Bu strateji her ne kadar başlangıçta yapılan gereksiz harcamalar dolayısıyla işletmecilere zarar verecek ise de, uzun vadede işletmecilerin fiyatlama stratejilerini rekabetçi baskılardan uzak bir biçimde serbestçe belirleme olanağı yakalamasını ve bunun sonucunda karlılığını arttırmasını sağlıyor.

Spektrum istiflemesi uygulamaları mobil telekomünikasyon pazarlarındaki gelişmeleri baltalama, fiyatları yükseltme ve rekabeti ortadan kaldırma gibi çok ciddi tehlikeler arz etmektedir ve bu sebeple özellikle de düzenleyici otoriteler tarafından mutlaka engellenmelidir. Ülkemizde de yeni frekans spektrumlarının boşa çıkartılması için yoğun çabaların var olduğu göz önünde bulundurulduğunda, bu frekans spektrumlarının GSM işletmecilerine tahsisi aşamasında spektrum istifçiliği konusunda çok dikkatli hareket edilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Reklamlar