Emek Sineması’ndan AVM Sinemasına…

Uzun süreden beri medyada da tartışılan Türkiye’nin en büyük iki sinemacısı Mars ve AFM’nin birleşmesine tarafların vermiş olduğu taahhütlerin yeterli bulunması üzerine Rekabet Kurulu’ndan onay geldi. Bu işlemin nihai (detaylı) incelemeye tabi tutulduğuna ilişkin karar yayınlandığında, işlemle yeni Birleşme ve Devralmalar Tebliği’nin uygulaması arasındaki bağlantı hakkında bir haberi Nisan ayında kaleme almıştık.

Son 10 yılda Türkiye’nin içinde bulunduğu sosyal dönüşümden doğal olarak sinema salonu hizmetleri pazarı da etkilendi. Alışveriş merkezlerinin hayatımıza derinden nüfuz etmesi ile buraların sosyo-kültürel hayatımızdaki önemi ve insanların buralarda geçirdikleri zaman son derece arttı. Bu durum da neredeyse tüm alışveriş merkezlerinde bir sinema açılmasına yol açtı. Bu yeni sinema salonları benim çocukluğumdakilerden çok daha gelişmiş ve modern. Tabi bilet fiyatları da çocukluğumuzda yaptığımız “1 bilet = 3 gazoz” hesabı ile açıklanabilmekten uzak hale geldi. Velhasıl, ana akım sinema alışveriş merkezi kültürünün bir parçası haline gelmiş vaziyette. Hatta efsanevi Emek Sineması örneğinde olduğu gibi, sinemaların yerine alışveriş merkezi yapılması dahi gündemdeki sıcak bir konu…

Pazarda faaliyet gösteren teşebbüslerin sahip oldukları sinema salonları açısından pazar payları aşağıdaki tablodan görülebilir. Buradan da anlaşılacağı üzere, salon sayısı bakımından pazarın 3’te ikisini halen geleneksel sinema salonları oluşturuyor. Fakat bu oran modern sinema salonları lehine çok hızlı bir biçimde değişmekte.

Sinema Salonları Açısından Pazar Payları (2010)

2010

Salon Sayısı

Modern İşletmeciler içindeki Payı

Toplamdaki Payı

Cinebonus

251

% 40,55

% 13,87

AFM

193

% 31,18

% 10,66

Cinecity

25

% 4,04

% 1,38

Cinemarine

40

% 6,46

% 2,21

Avşar

89

% 14,38

% 4,92

Movieplex

21

% 3,39

% 1,16

Büyük İşletmeciler

619

% 100,00

% 34,20

Diğer

1191

% 65,80

Toplam

1810

100,00

 

İşte bu aşamada sinema salonu hizmetleri pazarının en büyük iki oyuncusunun birleşmesi son derece önemli hale geliyor. Rekabet Kurumu’nun internet sitesinde yayınlanan kısa karara göre, Mars, AFM’nin çoğunluk hisselerini devralacak ve buna karşılık da AFM’nin kontrolünü elinde bulunduran Esas Holding de Mars’ın kontrolünü elinde bulunduran Spark Entertainment Limited şirketinin % 50 hissesini devralacak.

İşlemin taraflarının Türkiye sinema salonu hizmetleri pazarının en büyük iki şirketi olmaları, bu işlem sonrasında pazarda ortaya çıkacak yoğunlaşmanın rekabetçi endişeler yaratmasına yol açtığı bir gerçek. İşlemin kısa prosedür yerine nihai incelemeye tabi tutulmasının ve ancak birleşen şirketlerin bazı taahhütleri sonucunda işleme izin verilmesinin sebebi de bu. Bu taahhütlerin başında 10 adet sinema işletmesinin Rekabet Kurulu tarafından belirlenen süre ve yöntemler çerçevesinde elden çıkarılması var. Bunun yanında teşebbüsler 5 yıl boyunca bilet fiyatlarını Rekabet Kurumu’na gönderecekler.

Rekabet Kurulu’nun işleme ilişkin kısa kararında ilgili pazarın tespitinin ne şekilde yapıldığı belirtilmiyor. Ancak, işleme izin verildiği düşünüldüğünde modern ve geleneksel sinema salonu hizmetleri olarak bir ayrıma gidilmediği söylenebilir. Zira birleşme sonrası, Mars ve AFM’nin toplam pazar payları modern sinema salonları (genel olarak  alışveriş merkezlerindeki salonlar) açısından % 70’in üzerine çıkmaktayken tüm modern + geleneksel olarak bakıldığında, sadece %25’ler civarında. Ancak Rekabet Kurulu, pazarı modern sinemalar açısından ele alarak, daha önceki Türk Telekom –İnvitel ve Mey İçki – Burgaz kararlarında olduğu gibi verilen taahhütlerin rekabetçi endişeleri ortadan kaldırdığına da karar vermiş olabilir. Çünkü Mars ve AFM 10 adet sinema salonunu 3. kişilere satacaklarını taahhüt ediyorlar.

İlgili pazarın coğrafi unsuru açısından bakıldığında, sadece aynı il içerisindeki sinemalar birbirleri ile rakip konumdalar, çünkü film izlemek için Edirne’den Hakkari’ye gitmek pek mantıklı bir iş değil. Buna karşın, büyük şehirlerde coğrafi pazar tanımı ilçeler bazına da inebiliyor. Mesela ben 3 senedir İstanbul’da yaşamama rağmen Anadolu Yakası’nda hiç sinemaya gitmedim.

Birleşen tarafların karar kapsamında verdiği taahhütlerden birisi de, sinema bileti fiyatlarının 5 yıl boyunca Rekabet Kurumu’na bildirilecek olması. Yayınlanan kısa karar, Rekabet Kurumu’nun bu bilgileri ne şekilde kullanacağına ilişkin bir açıklama getirmiyor. Benzer bilgiler yıllardan beri çimento fabrikalardan da isteniyor. Ancak Kurum bu bilgileri ya kullanmıyor ya da bu bilgilerin güvenirliğine pek riayet etmiyor. Zira her önaraştırma/soruşturmada fabrikalardan aynı bilgileri tekrar tekrar istemekte. Kurul’un sinema biletlerinin fiyatlarına ilişkin bilgileri düzenli olarak istemesinin arkasında, bilet fiyatlarının aşırı derecede yükselmesini engellemek amacı bulunmakta. Rekabet Kurumu’nun görevinin fiyat regülasyonu değil de, toplumsal refahın maksimizasyonu olduğu düşünüldüğünde, sinema bilet fiyatlarının talep edilmesinin ne derece amaca hizmet eden bir uygulama olacağı tartışmalı. Ancak Kurul, bu fiyat bilgilerini isteyerek, teşebbüsler üzerinde fiyatları arttırmama yönlü duygusal bir baskı yaratmak istiyor olabilir.

Belirttiğim üzere, bu yazı sadece 3 paragraflık kısa karardan yaptığım çıkarımlar. Gerekçeli karar birkaç ay içerisinde yayınlandığında, konuyu takip eden okuyuculara, daha detaylı bir analiz yapma fırsatım olacak. O zamana kadar belki Oscar’lar da verilmiş olur[1], ikisini birden değerlendiririz.


[1] Bu arada 2012 Oscar ödül töreni 26 Şubat’ta yapılacakmış.

Reklamlar