Frekansımız Tuttu

AB İlerleme Raporu’nu değerlendirdiğimiz yazı dizimizde sıra, “Görsel İşitsel Politika” başlığına geldi.

Yılın ilk çeyreğinde yürürlüğe giren “Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun”, AB düzenlemelerine uyum noktasında Komisyon’u kısmen tatmin etmiş durumda. Buna karşılık TV yayınlarının alımı ve yeniden iletimi konusunda istenilen noktaya ulaşmış değilmişiz.

Türkçe dışındaki dil ve lehçelerdeki yayınlar bakımından da sınıfı geçtik diyebiliriz. Ancak RTÜK’ün popüler dizi ve diğer yayınlara yönelik yaptırımları, yorumsuz da olsa Rapor’da yer bulmuş:

RTÜK, 2011 yılı başında, eski Kanuna dayanarak, tarihe mal olmuş şahsiyetlerin mahremiyetine saygı duyulmadığı, eşcinsellik konusunda tartışmalar yaşandığı veya filmlerde/dizilerde eşcinsellikle ilgili sahnelerin yer aldığı gerekçeleriyle yayıncılara uyarı ve para cezaları vermiştir.” 

Yeni Kanun’un RTÜK’ün benzer yayınları hakkında değerlendirmelerindeki takdir yetkisini kayda değer şekilde kısıtlayacak değişiklikler içermediğini dikkate alırsak, yerli dizilerin önümüzdeki yıllardaki ilerleme raporlarında da “reyting” almaya devam edeceğini söyleyebiliriz.

Elektronik haberleşme alanındaki yeni düzenlemeler bakımından ilerleme kaydedildiği vurgulansa da, Rapor’un telekomünikasyon piyasasındaki sınırlı rekabete ilişkin eleştirileri, sabit telefon ve genişbant internet piyasası bakımından da bu başlık altında tekrar ediliyor.

Türkiye’nin analog yayınların terk edilmesi ve sayısal yayınlara geçiş bakımından öngördüğü 31 Aralık 2014 tarihi, AB hedeflerinden çok uzak olmadığı için herhangi bir olumsuz değerlendirmeye konu olmadan Rapor’da kendine yol buluyor. Buna karşılık hedefi gerçekleştirmeye yönelik en önemli adımlardan biri olan ve yayıncı kuruluşların bir araya gelmesiyle 2007 yılında kurulan Anten A.Ş.’nin başına gelenler, hedefin gerçekçiliğini sorgulatıyor:

Hatırlayalım; sayısal yayın teknolojisine geçiş sürecinin en önemli halkası olan ve tüm yayıncıların hizmet alacağı tek bir verici tesisini kurmak ve işletmek amacıyla kurulan Anten A.Ş., TRT’nin Anten A.Ş.’deki ortaklığına ilişkin Bakanlar Kurulu kararına yönelik iptal davası sürecinde tasfiye olmuştu. Yeni RTÜK Kanunu benzer bir şirketin kuruluşu bakımından TRT’nin ortaklığını şart koşmasa da, geçmişte yaşanan tecrübeler, yeni bir şirketin kurulması, faaliyet başlaması, yatırımların tamamlanması ve hizmete başlaması bakımından önümüzdeki 3 yılın yeterli bir süre olduğunu söylemeyi zorlaştırıyor. İşin yatırım kısmında durum buyken, sayısal yayın için frekans ihalelerinin yapılması, tahsisler ve lisansların verilmesine ilişkin süreci de yatırım sürecinden ayırmak mümkün gözükmüyor. Bu durumda Komisyon’un analog yayınların kapatılması ve sayısal yayınlara geçiş tarihi bakımından sahip olduğu bu “nötr” pozisyonun, bir sonraki İlerleme Raporu’nda olumsuza dönme riski bulunuyor.

Reklamlar