Avrupa Birliği / Kartel / Rekabet hukuku

Çikita Muz, Biz Kartelde Yokuz!

Avrupa Birliği Komisyonu Chiquita ve Pacific Fruit isimli şirketlerin aralarında anlaşarak muz fiyatlarını belirledikleri iddiasına ilişkin yürütmekte olduğu soruşturmayı tamamladı. Soruşturma sonucunda pişmanlık başvurusunda bulunan Chiquita hiç ceza almazken, Pacific Fruits isimli teşebbüse 9 milyon €’ya yakın bir ceza verildi. 

Yaklaşık bir yıl boyunca devam ettiği ortaya çıkarılan rekabeti kısıtlayıcı anlaşmanın konusunun, İtalya, Yunanistan ve Portekiz’de satılan muz fiyatlarını tüketiciler aleyhine artırılması olduğu AB Komisyonu’nun basın açıklamasında yer aldı. AB Komisyonu 2008 yılında da yine Chiquita’nın yapmış olduğu pişmanlık başvurusu sonucunda da Almanya başta olmak üzere 7 AB ülkesinde muz pazarında devam eden kartel ortaya çıkarılmış ve 60 milyon €’yu aşan bir para cezasına hükmedilmişti. Chiquita 2008 yılında da AB Komisyonu’na pişmanlık başvurusunda bulunduğu için hiç ceza almadan paçayı kurtarmıştı.

AB Komisyonu kararında, muz kartelinin 2004 Temmuz ve 2005 Nisan ayları arasında 9 aylık bir dönemi kapsadığı ve bu dönemde İtalya, Yunanistan ve Portekiz’de gerçekleşen muz satışının yarım milyar €’yu geçtiğini belirtiliyor. Kartel anlaşmasına taraf olan teşebbüslerin  haftalık satış fiyatlarını belirledikleri ve fiyat bilgilerini kendi aralarında değiştikleri AB Komisyonu tarafından ortaya çıkartılmış.

Kartel ile ilgili olara AB Komisyonu’nun rekabet politikasından sorumlu Başkan Yardımcısı Joacquin Almunia; “Şirketler, anti-kartel uygulamasının Komisyon tarafından çok ciddi olarak ele alındığı konusunun farkında olmalı. Cezayı engellemek için iki yol var: bir kartele taraf olmaktan kaçınmak ya da hemen  pişmanlık başvurusunda bulunarak Komisyon’a bilgi sunmak.” şeklinde açıklamada bulundu.

AB Komisyonu’nun konu ile ilgili yapmış olduğu duyurusunda ayrıca, ihlalden zarar gördğünü kanıtlayan kişi veya kuruluşların bu zararlarının miktarını ispat ederek ihlale taraf olan teşebbüslerden tazminat talebinde bulunabilecekleri beliritiliyor. Türk rekabet hukukunda da düzenlenmiş olan özel hukuk tazminatı, verilen idari para cezasından bağımsız olarak, ihlalden zarar gören kişilerin bu zararlarının karşılanması amacını gütmekte. İhlale taraf olan şirketler tarafından ödenen bu cezalar, yukarıda belirtilen 9 milyon € tutarındaki cezadan da düşülmüyor.

Son yıllarda AB Komisyonu tarafından rekabet aykırı anlaşmalara ilişkin olarak verilen cezaların çoğunda pişmanlık başvuruları büyük bir rol oynamakta. Türkiye’de de medikal gaz soruşturması ilk defa pişmanlık başvurusu sonucunda ceza verilen soruşturma olmuştu. Yüksek özel hukuk tazminatlarının gündeme gelmesi ile birlikte ilerleyen günlerde pişmanlık başvurularında da artış yaşanacağı söylenebilir.

5 thoughts on “Çikita Muz, Biz Kartelde Yokuz!

  1. Fatih, yorumlar için sağol. Ancak ispiyonculuk kültüründen yola çıkarak yapılan ‘pişmanlık bizde çalışmaz’ akıl yürütmesine ben katılamıyorum. Bu memleket ‘Sayın muhbir vatandaşların dikkatine!’ örneğinde olduğu gibi sonu yargısız infazlara giden ispiyonculukları kitlesel olarak yaşamış bir memlekettir. Pişmanlık bşavurularının gelmemesinin nedeni, RK ve Danıştay’ın uygulamasının ne olacağının üzerindeki belirsizliktir. Kimse, ne şekilde sonuçlanacağını bilmediği bir uygulamada kobay olmak istemez.
    Medikal Gaz kararındaki durumun gerçek bir pişmanlık başvurusu olduğunu da ayrıca düşünmüyorum.

    • Dopru söylüyorsun Bulutcum, rekabet kurallarının etkin olarak uygulanması gerekiyor elbette. Mesela karteli ihbar edince teşebbüsün ceza almaması ya da az ceza alması çok önemli, eğer bu göz ardı edilirse ihbar etme güdüsü de azalacaktır. Nihayetin pişmanlık programları da tıpki game theory şeklinde çalışmaktalar. Ali Bey ben teşekkür ederim yorumunuza. Siz de biliyorsunuz birbirleriyle rekabet etmek sanki yanlış birşeymiş, “zinhar günah”mış gibi algılandığı oluyor toplumumuzda, hatta “komşum da siftah etsin” gibi anlayışlar dahi var. Bu koşullar altında özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler arasında “aklın yolu birdir” mantığına dayalı bir karteli ihbar etmek de inandırıcı gelmiyor. Bulut’un da dediği gibi küresel ekonomide bu gibi basmakalıp düşüncelere rastlamak daha zor, örneğin AKZO Türkiye’de bir kartele karışsa AB deneyimlerinden edindiklerinden sonra RK’ya pişmanlık başvurusunda bulunması son derece muhtemel, ama benim asıl endişem küçük ve orta ölçekli esnaflar. Onlardaki rekabet kültürünün değişmesi gerekli kanımca.

    • Fatihcim selamlar, umarım her şey yolundadır. Yorumların için teşekkürler. Medikal Gaz’dan sonra daha geçen gün Sun Express ve Condor Havayolları hakkında yürütülen soruşturmanın tefhim metni açıklandı. Açıklanan metne göre her iki teşebbüs de pişmanlık başvurusunda bulunmuş. Sun Express ilk başvuruda bulunan olduğu için ceza almamış, Condor’un ise cezasında indirime gidilmiş.

      Senin de güzel bir biçimde tespit ettiğin üzere, pişmanlık başvurusu doğu toplumlarında yadırganan bir uygulama. Bir çok ülkede “bizim kültürümüze uygun değil” eleştirisi getirilmiş. Fakat küresel ekonomide bu tür duygusallıklara yer yok. Bu eleştirilerin yapıldığı bir çok ülkede (örn. Japonya) belirli bir süre sonra pişmanlık programına başvurular başlamış. Pişmanlık uygulaması ancak etkin olarak uygulanan rekabet kurallarının bulunduğu bir hukuki çevrede etkili olabiliyor. Rekabet Kurumu’nun caydırıcılığı arttıkça bu başvuruların sayısı da artacaktır. En nihayetinde pişmanlık başvurusu yapıp ya da yapmamak kararı, nispeten basit bir fayda-maliyet hesabı sonucunda veriliyor. Ancak yabancı sermayeli teşebbüslerin pişmanlık başvurularında göz önünde bulundurdukları maliyetler yerellerden daha az. Belki de hancı, yolcu benzetmesi burada geçerli. Ama devir değişiyor.

      Yorumun için tekrar teşekkürler,

      -Bulut

      P.S. Başlıklarla okuyucuların ilgisini yakalamaya çalışıyoruz. 🙂 Beğendiğine sevindim.

  2. Medikal Gaz kararı üzerinden neredeyse bir yıl geçti ve henüz bir benzer bir karara şahit olamadık Bulutcum. Her nedense AB uygulamasında sıkça başvurulan bir uygulama olmasına rağmen, Türkiye’de pişmanlık ve karteli ihbar etmeye yönelik eylemler pek talep görmüyor. Bahadır Bey’in daha önceki yazısında da isabetle belirttiği üzere özünde ihbarcılık olan bu uygulamanın, “ispiyonlama” kültürüne karşı olan toplumumuzda fazla bir yer bulacağını söylemek zor. Ancak belki yabancı sermayeli şirketlerin rekabet nosyonları sayesinde Türkiye sınırlarını etkileyen kartelleri için sınırlı bir uygulama alanı olabileceğini düşünüyorum.

Bence olay şöyle:

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.