Paylaşmak Güzeldir: BEREC’in Raporu ve Türkiye’de Mobil Şebeke Yatırımları

BEREC (Avrupa Elektronik Haberleşme Düzenleyicileri Birliği), Avrupa’da telekomünikasyon endüstrisine yönelik düzenlemelerde iyileşme ve etkinliği sağlamak üzere kurulan ve bünyesinde üye ülkelerin düzenleyici kurumlarının bulunduğu bir örgüttür. Bu örgüt 2009 yılında çıkarılan telekomünikasyon endüstrisine yönelik AB’nin yeni dönem düzenlemeleri içinde öngörülmüş ve birlik seviyesinde yapılacak regülasyonlarda rol almaktadır.

BEREC yakın bir tarihte “Mobil Şebeklerde Altyapı ve Spektrum Paylaşımı” adlı raporda bir rapor hazırlamıştır. Rapor mobil hizmetlerde artan yatırım maliyetlerini dikkate alarak, bu tür yatırımlarda operatörlerin işbirliği yapmasının getirilerine odaklanmıştır. Rapor benzer durumun söz konusu olduğu Türkiye için de büyük anlam ifade etmektedir.

Rapor mobil operatörler arasında yapılan altyapı ve spektrum paylaşımına yönelik anlaşmaları hem doğurdukları etkinlik artışları, hem de rekabet üzerinde yarattıkları etkiler bakımından incelemiş ve farklı paylaşım türlerinin doğurmaları muhtemel etkileri değerlendirmiştir.

Mevcut durumda mobil operatörler arasındaki altyapı paylaşımları iki şekilde ortaya çıkmaktadır. Bunlar “pasif altyapı paylaşımı” ve “aktif altyapı paylaşımı”. Kısaca tesis paylaşımı olarak nitelendirilebilecek pasif altyapı paylaşımı, şebekedeki pasif bileşenlerin (kule, saha, kabin, güç ve klima vb.) paylaşılması olarak tanımlanabilir. Bundan çok daha geniş bir kapsama sahip olan aktif altyapı paylaşımının ise birçok türü olmakla beraber, temel olarak bu kavram, erişim şebekesindeki aktif donanımın (anten, node, BSC, RNC) paylaşılmasını ifade etmektedir. Bu donanımın tamamı veya bir bölümü, paylaşımı gerçekleştiren tüm operatörler tarafından yönetilebilmekteyken, bir operatör tarafından da yönetilebilir. Aktif altyapı paylaşımının oldukça kapsamlı olduğu ve paylaşımın yüksek düzeyde gerçekleştiği bir yönteme ise spektrum paylaşımı adı verilmektedir. Spektrum paylaşımında, aktif altyapı paylaşımının yanında frekanslar da taraflarca ortak olarak kullanılmaktadır.

Burada şunu belirtmek gerekir ki, BEREC’e göre, bu tip paylaşım yöntemlerine ilişkin teknolojilerin hızla gelişmesi sayesinde paylaşım içerisindeki operatörlerin kendi şebekelerinin en optimal şekilde çalışmasını sağlayacak biçimde hizmetlerini farklılaştırması da mümkün olabilmektedir. Yani aktif altyapı paylaşımı içerisindeki operatörler kendi ihtiyaçlarına cevap verecek biçimde, örneğin en iyi kapsama alanını sağlayacak biçimde farklı hizmetler sunabilmektedirler.

BEREC’in yaptığı çalışmalar hem aktif hem de pasif altyapı paylaşımı anlaşmalarının çok ciddi maliyet etkinlikleri doğurabileceğini göstermektedir. Zira bu çalışmalara göre bu tip paylaşım anlaşmaları toplam maliyetler üzerinde %30’lara varan düşüşler meydana getirebilmektedir. Ayrıca özellikle Avrupa’da birçok operatörün kendi aralarında gönüllü olarak yapmakta olduğu tesis paylaşımı anlaşmaları operatörlerin tesis için yaptıkları yıllık sermaye harcamalarında %60’lara varan azalmalar sağlamıştır. BEREC’e göre, tesis paylaşımını yönelik anlaşmalar sermaye harcamalarında ciddi düşüşler yaratırken, aktif altyapı paylaşımları da özellikle operasyonel maliyetler bakımından çok ciddi etkinlik artışları sağlama potansiyeline sahiptir. Teknik olarak, operatörlerin mobil şebekenin kontrolünü sağlayan araçlar (RNC) vasıtasıyla, mobil şebekeye erişimin (RAN) her türlü unsurunu paylaşmaları mümkün olabilmekte ve hatta operatörler, her operatörün aboneleri ve bunlara verilen hizmetler ayrı tutulacak şekilde, frekansı dahi ortak kullanabilirler. Bu tip anlaşmalar ise operatörlerin operasyonel maliyetlerinin çok büyük miktarlarda düşüşler göstermesini sağlayacaktır. Ayrıca özellikle aktif paylaşım türlerinden olan spektrum paylaşımı modelinde maliyet düşüşlerinin yanı sıra pazarın genel etkinliği üzerinde de önemli olumlu etkiler görülebilecektir. Zira spektrum paylaşım anlaşmaları sayesinde, operatörlerin ideal seviyenin altında kullandıkları spektrumdan diğer operatörlerin faydalanması ve böylece var olan spektrumdan maksimum verim alınması mümkün olacaktır. Mobil hizmetler bakımından spektrumun en önemli kıt kaynaklardan olduğu dikkate alınırsa bu tip paylaşma anlaşmalarının önemi daha da açık bir biçimde ortaya çıkacaktır.

BEREC’in hazırladığı rapor, teknik açıdan, paylaşma anlaşmalarının operatörlerin etkinliğini önemli ölçüde arttıracağını göstermektedir. Raporda bu teknik değerlendirmenin ardından ise bu tip paylaşım anlaşmalarının rekabet üzerindeki etkilerine değinilmiştir. Rapora göre AB’de tesis paylaşımı Üye Ülkelerin çoğunluğunda operatörler arasında gönüllü olarak yapılmaktadır ve bazı ülkelerde de bu tip anlaşmalar zorunlu tutulmuştur. Ancak aktif altyapı paylaşımı konusunda Üye Ülke uygulamaları arasında farklılıklar bulunmaktadır. Bazı üye ülkeler bu tip anlaşmalarının kapsamlarını regülasyonlar vasıtasıyla kısıtlarken, bazı ülkeler ise operatörlerin gönüllü olarak yaptıkları aktif altyapı paylaşım anlaşmalarına izin vermektedir.

AB uygulamalarından verilebilecek en güzel örnek ise İlk Derece Mahkemesi’nin O2 GmbH & Co. OHG v Commission kararı olabilir. Bu kararda İlk Derece Mahkemesi, Komisyon’un, aktif altyapı paylaşım anlaşmalarının en son noktası olarak değerlendirilebilecek ulusal dolaşım anlaşmaları hakkında verdiği bir kararı incelemiştir. Ulusal dolaşım anlaşmalarının altyapı rekabetini kısıtladığını ve dolayısıyla Roma Antlaşması’nın 81. maddesi bağlamında rekabeti kısıtlayıcı anlaşmalardan olduğunu ve bu tip anlaşmalara sadece koşullarını sağlaması halinde 81(3). madde kapsamında muafiyet tanınabileceğini öne süren Komisyon kararını bozan İlk Derece Mahkemesi, bazı koşullarda ulusal dolaşımın rekabeti kısıtlayıcı değil aksine arttırıcı etkiler doğuracağını belirtmiştir. İlk Derece Mahkemesi, özellikle daha güçsüz operatörlere ulusal dolaşım hakkı tanıyan anlaşmaların rekabeti arttıracağını belirterek bu tip anlaşmaların 81. madde kapsamında değerlendirilmemesi gerektiğini karara bağlamıştır.

BEREC’e göre ise özellikle aktif altyapı paylaşımı anlaşmalarının rekabet üzerindeki etkilerini değerlendirebilmek için birçok unsuru dikkate almak gerekmektedir. Bu unsurla raporda şöyle sıralanmıştır:

– Anlaşmanın tek taraflı mı (tek bir operatöre mi paylaşım hakkı veriliyor), çift taraflı mı, yoksa çok taraflı mı olduğu.

– Anlaşmanın coğrafi boyutu (tek bir tesise ilişkin, bir bölgeye ilişkin, bir ülkenin tamamına ilişkin ya da AB ortak pazarının tamamına ilişkin).

– Anlaşmanın fiyat, kapsama alanı ve kalite gibi en önemli rekabet parametreleri üzerindeki etkileri.   

– Anlaşma taraflarının yeni tesis kurma ve şebeke planlama alanlarındaki serbestisinin kısıtlanıp kısıtlanmadığı.

– Anlaşmada münhasırlık şartının olup olmadığı.

– Anlaşmanın, amacını aşacak bilgi değişimi gerektirip gerektirmediği.

– Anlaşma taraflarının rekabetçi parametreler üzerinde farklılaştırma yapma olanağının devam edip etmediği.

– Operatörün alacağı kararlar konusunda bağımsızlığını sürdürüp sürdüremeyeceği (özellikle de anlaşma sonucunda zımni koordinasyonun kaçınılmaz hale gelip gelmediği konusu önem kazanıyor).

BEREC’e göre en önemli unsur, altyapı paylaşım anlaşmaları sonrasında anlaşma taraflarının her konuda rakip olarak kalmaya devam etmeleri ve rekabetçi parametreleri (fiyat ve kalite gibi) bağımsız bir biçimde belirleyebilmeleridir.

Raporda son olarak altyapı paylaşım anlaşmalarının olumlu ve olumsuz yönlerine değinilmiştir. BEREC bu tip anlaşmaların olumlu yönlerini:

– kaynakların en etkin biçimde kullanılması yoluyla tahsis etkinliğini arttırmaları

– gereksiz tesis kurulmasını (pasif) ve anten dikilmesini (aktif) engellemek suretiyle çevreyi korumaları

– daha az emisyon dolayısıyla sağlık üzerindeki riskleri azaltmaları

– kapsama alanlarını arttırmaları

– önemli maliyet etkinlikleri sağlamaları

– etkin olmayan düplikasyonu önlemeleri

– daha tenha ve karlılığı düşük alanlara gönüllü olarak hizmet gitmesini sağlamaları

olarak sıralamaktadır.

BEREC’e göre bu anlaşmaların potansiyel olumsuz yönleri ise:

– servis kalitesi üzerinde olumsuz etkiler doğurabilmeleri

– altyapı rekabetini kısıtlayabilmeleri

– rakipler arası koordinasyon riskini arttırarak rekabetçi parametrelerin rakiplerce farklılaştırılmasını engelleyebilmeleri

şeklinde sıralanmaktadır.

Ancak raporda bu olumlu veya olumsuzlukların olay bazında değişebileceğine ve dolayısıyla genellemelerden kaçınılması gerektiği de vurgulanmaktadır.

Reklamlar