AB Komisyonu’ndan Atık Yönetimi Soruşturması

Avrupa Komisyonu 15 Temmuz tarihinde, Avusturyalı atık yönetim şirketi ARA hakkında, rakiplerinin pazara girişini ve pazardaki faaliyetlerini engelleyerek hakim durumunu kötüye kullandığı iddiasıyla soruşturma başlattı.

İlgili pazar plastik, kağıt gibi maddelerden oluşan ambalaj atıklarını toplayan ve geri dönüştüren atık yönetim sistemleri pazarını kapsamakta. ARA, ambalaj atıklarını piyasaya süren üretici şirketler tarafından kurulmuş olan ve bu şirketlerin ambalaj atıklarını geri dönüştürme yükümlülüklerini onlar adına yerine getiren bir atık yönetim şirketi.

AB Komisyonu Duyurusunda, ARA’nın hakim durumu kötüye kullanırken ihlal ettiği unsurlar iki ana başlıkta inceleneceğini belirtti. Birincisi, pazarın kontrolü için çok önemli olan atık toplama altyapısına diğer teşebbüslerin girişinin engellediği ve ikincisi ise ARA’nın müşterilerine ve toplama şirketlerine baskı yaparak ARA’nın rakipleriyle çalışmalarını zorlaştırdığı iddiaları. Bu hususların, aynı zamanda atık yönetim maliyeti ve dolayısıyla ambalaj atıklarının maliyetleri artmasının ardındaki nedenler oldukları da iddia edilmektedir.

Ambalaj atıklarının kontrolü kapsamında faaliyet gösteren ARA üretici şirketlerin bir araya gelerek oluşturduğu bir teşebbüs birliği. Türkiye’de de ÇEVKO, ARA’nın yaptığı faaliyetleri yerinde getirmekte. AB Komisyonu 2002 yılında, atık yönetim pazarlarında içtihat oluşturan bir kararla ARA’nın faaliyetlerine muafiyet tanımıştı. Soruşturma ARA faaliyetlerinin muafiyet kapsamında kendisine tanınan güvenli alanın dışına çıktığı yönünde kuvvetli bir kanının Komisyon’da oluştuğu şeklide anlaşılabilir.

Atık yönetim sistemleri kapsamında ortaya çıkan birkaç temel rekabet hukuku problemi bulunmakta. Bunlardan ilk akla geleni, atık yönetim sistemlerinin birbirlerine rakip ürün üreticilerinin bir araya getiren yapılar olmalarından kaynaklanmakta. Bilindiği üzere, rakip teşebbüslerin bir araya gelerek kurdukları dernek, vakıf gibi teşebbüs birlikleri rakipler arası bilgi değişimi ve anlaşma gibi konularda rekabet otoriteleri tarafından “olağan şüpheliler” olarak görülmekteler. Bu da onları sürekli olarak rekabet kurallarıyla içli dışlı olmaya zorlamakta.

Ancak AB Komisyonu’nun soruşturması rakipler arasındaki bir ilişkiden değil; rakipler tarafından kurulmuş atık yönetim sisteminin, atık yönetim pazarındaki faaliyetlerinden kaynaklanıyor. Bu tür atık yönetim sistemlerinin, atık toplama piyasasında, onları kuran üretici şirketlerin güçlerinin toplamına eşit bir güçte oldukları varsayılıyor. Bu nedenle de endüstrinin önde gelen üreticilerinin oluşturdukları atık yönetim sistemlerinin genellikle atık yönetim pazarında hakim durumda oldukları söylenebilir. Komisyon’un soruşturması da ARA’nın Avusturya ambalaj atıklarının yönetimi pazarında hakim durumunu kötüye kullanması kapsamında yürütülmekte.

Atık yönetimi ile rekabet hukuku ilişkileri Türkiye’de de sık sık gündeme gelmekte. Rekabet Kurulu’nun AKÜ üreticilerine yüksek cezalar verdiği AKÜÇEV kararı, ÇEVKO sistemi hakkında incelemelerde bulunduğu ÇEVKO kararı ve ömrünü tamamlamış lastiklerin kontrolü kapsamında lastik üreticisi teşebbüslerin kurmuş olduğu sisteme muafiyet tanınan LASDER kararı gibi kararlar bu duruma örnek gösterilebilir. Bunlar ve benzeri kararlar da göz önünde tutulduğunda Rekabet Kurulu’nun atık yönetim sistemleri konusundaki tecrübesi AB Komisyonu’ndan aşağı kalır değil.

Reklamlar