ARDIYOK’tan İstanbul Barosu’nda Sunum

İstanbul Barosu Tüketici Hakları ve Rekabet Hukuku Merkezince düzenlenen “Rekabet İhlallerinin Özel Hukuk Sonuçları” konulu panel, 22 Nisan 2011 Cuma günü saat 15.00 – 18.00 arasında Orhan Apaydın Konferans Salonunda yapıldı.   

Konferansta ACTECON’danŞahin Ardıyok “Rekabet Hukukunun Özel Hukuk Sonuçları –İktisadi Perspektif-“ konulu bir sunum yaptı.  Ardıyok, 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Kanununun giderek karmaşıklaşan ticari hayatta rekabeti teşvik, zararı önleme amacı taşıdığını, Kanun’un doğru uygulanması halinde şirketlerin risk almak zorunda kalmayacaklarını bildirdi.  KOBİ’lerin ve tüketicilerin haklarını tam olarak kullanabilmeleri gerektiğine işaret eden Ardıyok, Avrupa Birliğinin 2005 yılında yayınladığı Yeşil Kitap, 2008 yılında yayınladığı Beyaz Kitap ve 2011 yılında yayınladığı Kamuoyu Görüşü ile bu hakları güvence altına almayı planladığını bildirdi.

Bilindiği üzere, Türk rekabet hukuku uygulamasının aksayan yönü olan rekabet hukuku ihlallerinin özel hukuktaki etkileri konusu üzerinde halihazırda etkin bir uygulama bulunmamakta. Oysaki Rekabet hukukunu ihlal eden teşebbüslerin karşı karşıya kalacakları bir diğer önemli sonucun zarar görenlerin uğradıkları zarar nedeniyle ihlale taraf teşebbüs ve teşebbüslerden talep edecekleri ve uğranılan zararın üç katına kadar çıkan tazminatlar olması gerekmektedir. Özellikle ABD rekabet hukuku uygulamasında, özel hukuk tazminatları rekabet kurallarını ihlal eden şirketlerin önüne en büyük risk unsuru olarak çıkmaktadır. Son yıllarda Avrupa Birliği Komisyonu’nun da bu konuyu AB boyutunda sahiplendiğini görmekteyiz. Ne yazık ki; Türk hukukuna Rekabet Kanunu ile girmiş olan üç kata kadar tazminat müessesi; Kanunu’nun 17 yıllık uygulamasında elle tutulur bir sonuca ulaşamamıştır. Ancak yeni Rekabet Kanunu taslağı ile bu konunun önemi bir kez daha ön plana çıkmıştır.

Bu konu ile ilgili olarak tartışılması gereken en temel husus, rekabet hukuku ihlallerine yaptırım uygulanmasının amacının idari olmasından ziyade, ihlal sonucu bozulmuş olan pazar yapısında ihlalin etkilerinin en aza indirilmesi olmalıdır. Zira rekabet hukuku kapsamında uygulanan yaptırımların amacının idari para cezası uygulamakla sınırlı kalması halinde, ihlalden zarar görenlerin hayatında çok da büyük bir değişiklik getirmeyecektir. Etkin bir rekabet politikası, rekabet hukuku uygulamasının yararlarının sosyal refahı ençoklaştıracak ve dolayısıyla da tüm ilgilileri kapsayacak şekilde genişletilmesini gerektirmektedir. Bu nedenle de Rekabet Kanun’unda yer alan özel hukuka ilişkin kuralların mahkemeler tarafından etkin bir biçimde uygulanması son derece önemlidir.

Son olarak, rekabet otoritelerinin verdiği cezaların yanında başta tüketiciler olmak üzere rekabet ihlallerinden zarar görenlerin zararlarını mahkemelerde tazmin ettirebilme olanağına sahip olabilmeleri için; rekabet kurallarının en iyi şekilde yorumlanması ve uygulanmasını gerektirmektedir. Bu durum da rekabet ihlallerinde zararın ortaya konması ve hesaplanması açısından bu konudaki uzmanların yardımının önemini ortaya koymaktadır.

Reklamlar