Etiketler

Bülent’in ardından

İki yıl önce birlikte çıktığımız uzun ve keyifli bir İzmir seyahatinin bitiminde, kim bilir ne üzerine tartışmaktan bir süredir arabadan inemediğimi fark edince, ‘Filozoflar dünyayı farklı şekillerde yorumladılar; ama önemli olan, onu değiştirmektir’ demiş Marks, diye ortaya bir söz atmıştım. Ateşi bir türlü sönmeyen fikir teatimizi bir sonraki güne ertelemek, bir de, güzel konuşuyoruz ama yetmiyor, eylem lazım’ demenin önünü hazırlamak için. Fikri döverek sınayan, yıkılmayanı da ayaklandırıp yürüten bir adama bunu demek haksızlıktı aslında, ama belki de kendini tarifi ettiği için sözü sevmişti.

Plazada oturup, Perşembe Pazarı’nın, ahilerin ahlakıyla iş yapmak; hem çok bilip hem de çocuk gibi meraklı olmak; jilet gibi giyinip çamurlu tarlalarda dolaşmak kolay uzlaşacak işler değildi. Ama Bülent de kolay insan değildi şimdi! ‘Ben’, derdi, ‘Arnavut’um’, ‘muhatabımı önce zorlar, limitimin nerde olduğunu öğrenirim. Sonra bu sınırlar dâhilinde rahatlıkla ilişki kurarım’. Pek öyle herkesin kolayca benimsediği bir tarz değildi fakat sevenini de meftun ederdi. Üzerinden eksik etmediği lacivert takımı, beyaz gömleği, siyah kravatından donukluğun getirdiği bir ciddiyet, akılsızlıktan mütevellit bir itaat bekleyenlerin kalemi zaten değildi. Böylelerini sarsmaktan da büyük keyif duyardı.

Zamansız gidenin ardından söylenecek şey çoktur. Mesela, Boris Vian için, kalp hastası olduğunu en başından beri bildiği, o yüzden kendi yazdığı filmin galasında heyecanına yenik düştüğünde, 39 yıllık yaşamına insanüstü bir üretimle öykü, roman, şiirin yanı sıra, beste, tiyatro, caz ve rock grupları sığdırdığı söylenir. Bülent ise heyecana âşıktı, hiç durmayacakmış gibi koştu ama öğünlerini bile ‘insanın yediği yemek sayısı sınırlı, iyi yiyemeyeceksen hiç yeme daha iyi’ düsturuyla seçti, boşa saniye geçirmedi, diyebiliriz.

Haberi alır almaz arayan dostları, tanıdıkları ısrarla bir isim benzerliği olup olmadığını sordular. Biz de inanamadık. Her an kapıyı açıp yeni bir muziplikle, ilginç bir projeyle, çapkın bir fikirle içeriye dalacakmış gibi geldiği için, yitmiş gibi ardından yazamıyorum.

Ruhu şad olsun.

Reklamlar