İngiltere’de Toplu Davaya İzin Çıkmadı

İngiltere Temyiz Mahkemesi, havayolu karteline dahil olan British Airways aleyhine yapılan toplu zarar tazmini başvurularını reddetti. Talebin kabul edilmesi ihtimalinde, Amerika’da uygulanan toplu dava uygulamasının İngiltere’deki emsalini oluşturması bekleniyordu.

Nisan 2009 yılında Yüksek Mahkeme nezdinde, havayolu kargo hizmetleri pazarında British Airways hakkında ileri sürülen kartele taraf olduğu iddiası üzerine açılan ve yüzlerce davacının da toplu olarak başvuruda bulunduğu dava Temyiz Mahkemesi tarafından reddedildi.

Karara göre davacılar özel hukuk kurallarından doğan tazminat haklarını kullanarak yalnızca kendileri adına değil, doğrudan ya da dolaylı olarak British Airways ya da diğer havayollarından menfaati olanlar adına da dava açmışlardı. Bu da Amerika’da uygulanan ve “toplu dava açma” olarak tanımlanan, bireysel davacıların toplanarak ve bir ya da birden fazla kişi tarafından bir davacı grubunu temsil ederek mahkeme karşısına çıkması uygulamasına paraleldi. Ancak doğrudan veya dolaylı ilgiye sahip olan bu kimselerin kartelin ortak unsurlarında yine ortak menfaate sahip olmaları gerekiyordu. Temyiz Mahkemesi ise, savunulan bu kişilerin ortak menfaate sahip olduklarının yeteri kadar belirlenemediği ve British Airways tarafından farklı davacılara yapılacak savunmalardan doğacak uyuşmazlık potansiyelinin çok yüksek olduğuna hükmederek davayı reddetti.

Yine Havayolu kargo şirketleri arasındaki bir kartele ilişkin bir habere yakın zaman önce blogumuzda yer vermiştik. Bu haberde Avrupa Komisyonu’nun British Airways’in de aralarında bulunduğu 11 hava yolu kargo taşımacılığı şirketine kartel oluşturdukları gerekçesiyle toplam € 799.445.000 ceza verildiğini yazmıştık.Temyiz Mahkemesinin önceki havayolu kargo karteline ilişkin toplu davalar kararını, bu haberimizde yer verilen 800.000 €’ya yakın bu cezayı takip eden ayda vermiş olması zamanlamanın düşünüldüğü anlamına geliyor. Bu kritik dönem yalnızca söz konusu kararla da sınırlı değil. Şu an Avrupa Komisyonu ve OFT kolektif çözüm (collective redress) olarak tanımladıkları ve birçok davacı grubunun özellikle rekabet ihlalleri karşısında zararlarını tazmin edebilmenin elverişli olup olmadığı konusunda çalışmalarına devam ettiği de biliniyor.

Bu uygulamaların geliştirilmesi durumunda, Avrupa’da da Amerika’da olduğu gibi grup olarak davacı sıfatına sahip olma ve rekabet ihlallerinden doğan zararların özel hukuk mahkemelerinde bu şekilde giderilmesi yolu açılabilir. Amerikan Hukuku’nda ülkedeki rekabet hukuku uygulamasının büyük bölümünü özel hukuk davalarının teşkil ettiği hatırlanınca, rekabet kurallarının özel hukuktaki uygulamasının ne denli hassas olduğu da anlaşılacaktır. Özel hukuk uygulamasındaki bu yüksek oranda, Amerikan rekabet hukukunun davacılara kolaylık sağlayan en eski temelleri oluşturmasının payı da büyük.

Türkiye’de ise rekabet hukukunun özel hukuk alanındaki uygulaması ve rekabet ihlallerinden zarar gören ilgililerin zararlarının üç katına kadar tazminat talep etme hakları bulunmakta ancak ne yazık ki bu hak çok da bilinen ve uygulanan bir hak değil henüz.

Rekabet hukukunun özel hukuk sonuçlarının zarar görenler tarafından bilinirliği de tartışmalıdır. Bütün bu sorunları ele almak ve uygulamayı geliştirmek adına da Bilgi Üniversitesi’nde yapılacak “Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un Özel Hukuk Alanındaki Sonuçları: Sorunlar Ve Çözüm Önerileri” başlıklı Sempozyum’da bir Tebliğ Yarışması düzenlenecektir. Önümüzdeki yıl Haziran ayında gerçekleştirilecek olan yarışmanın, konunun çeşitli tartışılmasına bu şekilde daha yaygın bir uygulama için nelerin yapılması gerektiğinin ortaya konulmasına büyük fayda sağlayacağı düşünülmektedir.

Reklamlar