Beklenen kanun yayımlandı: Devlet Destekleri Devlet kontrolünde

Yıllık AB İlerleme Raporlarında Rekabet Politikası başlığı altında her yıl “ilerleme sağlanamamıştır” kaydı düşülen Devlet Destekleri hakkında sonunda beklenen ilerleme kaydedildi. Devlet Desteklerini İzleme ve Denetleme Kurulu’nun kurulmasını hüküm altına alarak devlet desteklerinin belirli kurallar çerçevesinde verilebilmesine imkan tanıyan “Devlet Desteklerinin İzlenmesi ve Denetlenmesi Hakkında Kanun”un temel amacı, devlet desteklerinin Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki anlaşmalara uygun olarak düzenlenmesi ve ilgili mercilere bildirimini sağlamak üzere ilke ve esasların belirlenerek desteklerin izlenmesi ve denetlenmesi.

23 Ekim 2010 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 6015 sayılı Devlet Desteklerinin İzlenmesi ve Denetlenmesi Hakkında Kanun ile Türkiye, AB’ye Gümrük Birliği çerçevesinde 1995’te taahhüt edip bugüne kadar ele alamadığı bir yükümlülüğünü yerine getirmiş oldu. Devlet destekleri 2008 ve 2009 yıllarında meydana gelen ekonomik kriz ile özellikle ABD ve Avrupa’da zora giren büyük finans ve sanayi şirketlerine verilmesi ile gündeme gelmiş ve son dönemde de sıkça tartışılmıştı. Türkiye’de ise yıllardır beklenen  bu Kanun; desteklerin disiplin altın alınması ve devletin hangi alanda kimlere ne tür yardımlar yaptığının ilk kez şeffaf ve tartışılabilir bir biçimde ortaya konması açısından büyük önem taşımakta.

Kanun’da Devlet Desteklerini İzleme ve Denetleme Kurulu’nun Maliye Bakanlığı, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı, Hazine Müsteşarlığı, Dış Ticaret Müsteşarlığı ve Rekabet Kurumu’nca, bu kurumları temsilen, birer üye olmak üzere altı üye ile Devlet Destekleri Genel Müdürü’nden oluşması öngörülmekte. Kurul, destek veren kurum tarafından kendisine bildirilecek mevzuat taslaklarını inceleyerek Kanun’a uygun olan devlet desteklerinin verilmesine izin verme, Kanun’da öngörülen şartlara uygun olmayan desteklerin verilmemesine veya verilmiş ise geri alınmasına karar verme yetkisine sahip.

Tarım, balıkçılık ve hizmet sektörleri dışındaki tüm devlet destekleri için, devlet desteği sunan kamu kurum veya kuruluşu, verdiği desteğe ilişkin olarak gerekli mevzuat taslaklarını Kurul’a sunmakla yükümlü olacak. Kurul, kendisine bildirilen desteği ön değerlendirmeye aldıktan sonra desteğin, bir devlet desteği olup olmadığına, öyle ise “uygun devlet desteği” olup olmadığına, uygun devlet desteği olmadığı yönünde bulgular tespit ederse inceleme başlatılmasına karar verebilecek. Kurul’un kararlarına karşı ilk derece mahkemesi olarak Danıştay’da dava açılabilecek.

Ürünlerin veya hizmetlerin menşeiyle ilgili ayrımcılık yapılmaksızın bireysel tüketiciye verilen sosyal nitelikli destekler ile doğal afetlerin veya olağanüstü olayların sebep olduğu zararı gidermeye yönelik olan ve zararın maddi büyüklüğünü geçmeyen destekler Kanun’da “uygun devlet desteği” olarak kabul edilmiş durumda. Şu destekler de “uygun görülebilir devlet destekleri” olarak sayılmış:

  • AB seviyesine göre yaşam standardının aşırı ölçüde düşük veya işsizlik oranının çok yüksek olduğu bölgelerde ekonomik gelişmeyi sağlamak amacıyla verilen destekler.
  • Türkiye ile AB arasındaki yapısal uyum gereklerinin yerine getirilmesini sağlamayı amaçlayan destekler.
  • Türkiye ile AB arasındaki ticaret koşullarını ortak çıkarlara ters düşecek ölçüde olumsuz etkilememek kaydıyla, belirli ekonomik faaliyetlerin veya belirli bölgelerin gelişimini sağlamaya yönelik destekler.
  • Türkiye ile AB arasındaki ticaretin koşullarını ortak çıkarlara ters düşecek ölçüde olumsuz etkilememek kaydıyla, kültür mirasının ve doğal varlıkların korunmasına yönelik destekler.
  • Türkiye ve AB’nin ortak çıkarlarına hizmet eden önemli bir projenin gerçekleşmesini sağlamaya yönelik destekler.
  • Türkiye ekonomisinde ortaya çıkan ciddi sorunları gidermeye yönelik destekler.
  • Türkiye-AB Ortaklık Konseyinin belirleyeceği diğer destekler.

İkincil düzenlemelerin devlet desteklerine ilişkin ayrıntıları düzenlemesindeki önemi göz önüne alınarak Yönetmelikler’in Kurul’un oluşturulmasının ardından en geç 9 ay içinde çıkarılması öngörülmüş. Bu yönetmelikler ile belirli türdeki devlet desteklerine grup muafiyeti tanınmasına ve bir teşebbüse belirli bir dönemde belirli bir miktarı aşmayacak şekilde verilen ve rekabeti önemli ölçüde bozmayan devlet desteklerinin bu Kanun kapsamında uygun devlet desteği olduğuna ve Kurula bildirimine gerek olmadığına ilişkin usul ve esaslar belirlenecek.

Yönetmeliklerin yürürlüğe girdiği tarihte uygulanmakta olan devlet desteklerine ilişkin olarak ise, söz konusu mevzuatın, desteği veren kurum tarafından, yönetmeliklerin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 3 ay içerisinde Kurula bildirilmesi öngörülmüş. Desteği verenin başvurusunu takiben Kurul, ön değerlendirmesini 60 işgünü içerisinde tamamlayıp değerlendirme sonunda desteğin kanuna uygun olmadığı yönünde bulgular tespiti ederse desteği verenden, nihai bir karar alınıncaya kadar devlet desteği verme işleminin durdurulmasını isteyebilir.

Devlet desteklerinin, temelde devletin ekonomiye müdahalesinde, en etkili müdahale araçlarından birisi olduğu kabul edildiğinde bu yöndeki bir düzenlemenin özellikle rekabet açısından ne kadar önemli olduğu da kavranabilecektir. Bu olumsuz etkilerin minimumda tutulması açısından atılan bu adımın uzun süredir düzenlenmesi beklenen bu alan açısından faydalı olacağını ümit etmekteyiz.

Reklamlar