Birleşme ve Devralmalarda Yeni Döneme Girildi

Rekabet Kurumu “2010/4 sayılı Rekabet Kurulundan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliği” yayımladı. Yeni Tebliğ’de ve taraflarca gerçekleştirilecek başvuruda doldurulması gereken Bildirim Formu’nda yapılan değişiklikler, teşebbüsleri yepyeni kurallar ile karşı karşıya bırakıyor.

Rekabet Kurumu, Avrupa Birliği mevzuatındaki değişiklikler ve uygulamada karşılaşılan sorunların giderilmesi çerçevesinde 1997/1 sayılı Birleşme Devralmalara İlişkin Tebliğ’in yenilenmesi amacıyla bir Taslak Tebliğ hazırlamış ve internet sitesinde ilgililerin görüşlerine açmıştı. Nihayetinde Rekabet Kurumu’nun birleşme ve devralmalar hakkında 2010/4 sayılı Yeni Tebliği, 7 Ekim 2010 tarihli Resmi Gazete’de yayımlandı. Yeni Tebliğ’in 1 Ocak 2011 tarihi itibari ile yürürlüğe girecek olması sebebiyle 1997/1 sayılı mevcut Tebliğ bu tarihe kadar uygulanmaya devam edecek.

Rekabet Kurumu’nun Avrupa uygulamalarına ne denli yakın takipte olunduğu göz önüne alındığında, sağlıklı iktisadi analizler yapılabilmesi yönünde daha kapsamlı bir yeni Tebliğ üzerinde çalışmalara başlayacağı da biliniyordu. Nihayetinde Yeni Tebliğ ve içeriğine bakıldığında, Rekabet Kurumu’nun önümüzdeki dönemde artık yoğunlaşmaların yaratacağı ekonomik etkinlikleri daha somut olarak görmek istediği ve teşebbüslerden bu yönde çok daha fazla bilgi talep ettiği dikkat çekiyor.

Yeni Tebliğ ile getirilen değişikliklerden en göze çarpanı bildirim yapılmasını zorunlu kılan ciro eşiğinin değişmesi ve eski Tebliğ’de yer alan pazar payı eşiğinin kaldırılmış olması. Yeni Tebliğ’e göre bir birleşme veya devralma işlemi taraflarının;

  • Türkiye ciroları toplamı 100 milyon lirayı ve en az ikisinin Türkiye ciroları ayrı ayrı 30 milyon lirayı
  • veya birinin dünya cirosu 500 milyon lirayı ve diğer işlem taraflarından en az birinin Türkiye cirosunun 5 milyon lirayı aşması

halinde Rekabet Kurulu’ndan izin alınması zorunlu olacak. Yeni ciro eşikleri Türkiye pazarlarını önemli ölçüde etkileyecek işlemlere öncelik tanır gibi görünse de Türkiye pazarlarını önemli ölçüde etkileyemeyecek birçok uluslararası işlemin de Rekabet Kurumu’na bildirilmesini zorunlu kılıyor. Bu sebeple Rekabet Kurumu’nun ana iş yükünün ileride de birleşme ve devralmaları incelemek olacağı söylenebilir. Gerçekten de hem yabancı şirketler için belirlenen 500 milyon liralık dünya cirosu hem de işlemin diğer tarafı için düzenlenen 5 milyon liralık Türkiye cirosu eşiklerinin, artık şirketlerin her türlü faaliyetlerinin toplamı değerlendirileceği için oldukça düşük rakamlar olduğunu söylemek mümkün.

Diğer bir önemli değişiklik ise ortak girişimler hariç olmak üzere, eşikler aşılsa dahi, herhangi bir etkilenen pazarın bulunmadığı işlemler için Rekabet Kurulu’ndan izin alınmasının gerekmeyecek olması. Fakat özellikle Tebliğ’in ilk uygulama dönemlerinde etkilenen pazar kavramının doğurabileceği belirsizliklerden kaçınmak ve cirolarının ‰5’i oranında para cezası riski ile karşı karşıya kalmamak amacıyla teşebbüslerin birleşme devralma bildirimi yapmak yerine işlem kapsamında herhangi bir etkilenen pazar olmadığına ilişkin menfi tespit başvuruları yapabileceği düşünülmekte.

Yeni Tebliğ, Rekabet Kurumu’na incelemesini yaparken gerekli gördüğü hallerde işlem taraflarının yanı sıra ilgili diğer kişilerden (tarafların müşterileri, rakipleri veya sağlayıcıları gibi üçüncü kişilerden) de bilgi isteyebilme yetkisi tanıyor.  Bilgi isteme yetkisinin getirilmiş olması o pazarda faaliyet gösteren diğer şirketler için daha şeffaf bir inceleme sürecinin de tesis edilmiş olmasını beraberinde getiriyor. Ayrıca Kurum gerekli gördüğü hallerde teşebbüs ve teşebbüs birliklerinde yerinde incelemelerde de bulunabilecek.

Eski Tebliğ’in en çok eleştirilen eksikliklerinden biri tarafların nihai bir devir anlaşması olmadan Rekabet Kurulu’na bildirim yapılabileceğine ilişkin bir düzenleme içermemesiydi. Yeni Tebliğ’in getirdiği yeni Bildirim Formu taraflar arasındaki anlaşmanın mevcut hali ile de bildirim yapılabileceğini düzenlemiş durumda.

Bununla birlikte işlem taraflarından biri, ortak kontrole sahip olduğu bir teşebbüsün tam kontrolünü elde edecekse veya Türkiye ve ilgili coğrafi pazarlar açısından herhangi bir etkilenen pazarda; yatay ilişkiler için işlem taraflarının pazar payları toplamı % 20’den, dikey ilişkiler için ise işlem taraflarından birinin pazar payı % 25’den azsa, pazara ilişkin detaylı bilgilerin istenmediği daha kısa bir bildirim formu doldurulması da öngörülüyor.

Önümüzdeki dönemde teşebbüslere ve temsilcilerine yoğunlaşma bildirimlerinde daha fazla görev düşeceği söylenebilir. Yeni Tebliğ ile birlikte Kurul tarafından incelenen işlemlerde;

  • özellikle pazarın yapısı, giriş engelleri
  • ülke içinde veya dışında yerleşmiş olan teşebbüslerin fiili ve potansiyel rekabeti, ekonomik ve mali güçleri,
  • sağlayıcı ve müşteri bulabilme alternatifleri, arz kaynaklarına ulaşabilme imkanı, arz ve talep eğilimleri gibi

parametrelere ilişkin bilgi sunulmasının zorunlu olması, Bildirim Formu’nun taraflarca yoğun iktisadi bilgileri içerecek şekilde düzenlenmesi gerekliliğini beraberinde getirerek teşebbüslerin işin altından kalkmasını zorlaştırıyor. Böylelikle Rekabet Kurumu’na daha nitelikli ve detaylı bilgi sunma konusunda profesyonel iktisadi danışmanlıklardan faydalanmanın önemi de artmış oluyor.

Reklamlar