Et Pazarında 28 Özelleştirme 1 Soruşturmaya Bedel!

Nisan ayında kırmızı et fiyatlarındaki aşırı artışların bir rekabet ihlalinin sonucu olmadığını tespit eden Rekabet Kurulu, et ve et ürünleri pazarında 4 firma hakkında yeni bir soruşturma başlattı. Bu pazardaki tüm bu sorunların temelinde ise Rekabet Kurulu’nun incelemesinden geçmeyen özelleştirmelerin yattığı düşünülüyor.

Rekabet Kurulu 5 Ağustos’ta et ve et ürünleri pazarında faaliyet gösteren 7 firmaya (Altın Et, Aytaç Gıda Yatırım, Aytaç Gıda Pazarlama, Namet Gıda, Kayarlar Et, Pınar Et ve Yaşar A.Ş.) soruşturma açılmasına karar verdi. Soruşturma bu firmaların Ege ve Akdeniz bölgelerinde, oteller, tesisler gibi toplu tüketim kanallarındaki müşterilerine yönelik olarak fiyat tespiti, müşteri paylaşımı ve bilgi değişimi gibi bazı rekabeti sınırlayıcı eylemler içinde bulunup bulunmadıklarının tespiti amacıyla başlatıldı.

Rekabet Kurulu Nisan ayında son dönemde daha da sık olarak gündeme gelen kırmızı et fiyatlarındaki aşırı artışlar üzerinde bir araştırma gerçekleştirmiş ancak bu artışların sektörün yapısal sorunlarının ortaya çıkardığı arz kısıtından kaynaklandığı sonucuna varmış ve ilgili piyasalarda genel fiyat düzeylerinin yükselmesine yol açacak bir rekabet ihlaline de rastlamamıştı. Dolayısıyla aslında açılan soruşturmanın konusunu son dönemlerde gündemde olan kırmızı et fiyatlarındaki artışlar değil, ilgili teşebbüslerin Ege ve Akdeniz bölgelerinde başta oteller ve turistik tesisler gibi toplu tüketim kanallarındaki müşterilerine yönelik eylemleri oluşturmakta.

Son dönemde toplumu daha da sık etkilemeye başlayan et ve et ürünleri pazarında ortaya çıkan bu aksaklıkların nerden kaynaklandığına ilişkin olarak pazarın geçmişine bir göz atmak gerekiyor. Nitekim böyle bir araştırma sonunda 1992 yılında Et ve Balık Kurumu’nun özelleştirilme kapsamına alınmış olduğu, bu kapsamda 28’i kombina olmak üzere yurt genelindeki 35 tesisten 28’inin özelleştirildiği görülebilir. Rekabet Kanunu ve Özelleştirme Tebliği’ne göre Tebliğ’deki eşiği geçen özelleştirmelerin hukuki geçerlilik kazanabilmesi için Rekabet Kurulu’na başvurulması kuralı getirilmiştir. Elbette 1992 yılında Rekabet Kanunu ve Özelleştirme Tebliği yürürlükte olmadığı için bu özelleştirmeler Rekabet Kurulu tarafından pazarda o gün ve gelecekte ne gibi etkiler yaratabilecekleri analiz edilmeden gerçekleştirildi. Bu özelleştirmelerin etkileri Rekabet Kurulu tarafından analiz edilip izin verilerek gerçekleştirilmiş olsaydı, en azından bugün pazarda rekabetin bozulduğu “şüpheleri” ile bir soruşturma açılmayabilirdi. Çünkü bilindiği gibi rekabeti sağlamanın bir yolu da, teşebbüslerin rekabeti kısıtlayan, bozan, engelleyen davranışlarının önüne geçilmesi ve olumsuzluk yaratabilecek yoğunlaşmaların kontrol edilmesidir.

Reklamlar