Komisyon’un Çelik Yumruğu

AB Komisyonu 30 Haziran tarihinde 17 çelik üreticisine, kartel nedeniyle toplam 518 milyon € tutarında ceza kesti. Komisyon, yaptığı incelemeler sonucunda teşebbüsler arasındaki anlaşmanın 18 yıldan beri devam ettiğini ve bu süre boyunca fiyat tespiti ve pazar paylaşımı ile ilgili en az 550 görüşmenin yapıldığını ortaya çıkardı. Bu cezayla birlikte AB Komisyonu’nun 2010 yılında rekabet ihlalleri nedeniyle teşebbüslere uygulamış olduğu cezalar toplamda 1.49 milyar €’ya yükseldi.

Verilen cezalar hakkında bilgi vermek gerekirse; ArcelorMittal Fontaine ve ArcelorMittal Wire adlı şirketlere verilen cezalar, bu şirketlerin daha önceden de benzer konularda iki kez ceza almış olmaları nedeniyle % 60 oranında artırıldı. Proderac ve Emme isimli şirketlere verilen cezalar ise, bu teşebbüslerin ihlale katkılarının pasif düzeyde kalması nedeniyle % 5 oranında da indirime gidildi. Pişmanlık başvurularının da yapıldığı soruşturma süreci boyunca, iki şirketin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilmek için yeterli delil standartlarını sağlayamaması nedeniyle, cezalarında herhangi bir indirim yapılmaması dikkat çekti. Bu husus pişmanlık uygulamalarının artık rutin olmaya başladığı AB uygulamasında, delil standartlarının yükseldiği anlamına gelebilir. Kartelin 18 yıl gibi çok uzun bir süreden beri devam etmesi, cezaların yükselmesine ve kimi teşebbüslerin 2009 yılı cirolarının %10’u  oranında para cezası almasına yol açtı.

Komisyon’un bu kararını ilginç yapan ve para cezası miktarının artmasını engelleyen bir diğer husus da, hakkında ceza kararı verilen 17 teşebbüsten 13’ünün bu cezaları ödemeyecekleri nedeniyle indirme gidilmesi yönündeki başvuruları oldu. Komisyon bu başvurulardan 3’ünü geçerli bularak, bu teşebbüslerin mevcut finansal yapılarını ve piyasalardaki  mevcut ekonomik durumu da göz önünde bulundurarak, bunların cezalarında indirime gitti. Daha önce DRAM ve Banyo kartelinde de, şirketlerin iflas etmemek adına bu yöndeki başvurularını Komisyon haklı bulmuştu. Bu tür indirimler küresel ekonomik krizin, rekabet hukuku uygulamalarına bir yansıması olarak görülebileceği gibi, cirosunun önemli bir kısmını ceza olarak ödemek durumunda kalan teşebbüslerin kriz olmayan bir kurguda da ödeme güçlüğü çekebileceği rahatlıkla söylenebilir.

Daha yılın ilk yarısında çok sayıda teşebbüse, çok yüksek oranlarla kestiği cezalarla bir rekora imza atan AB Komisyonu’nun rekabet hukuku uygulamasındaki bu şahin tutumu, artık teşebbüsleri aldıkları cezaları ödeyememe durumuna kadar getirdi. Gerçekten de en üst para cezası sınırında verilen cezalar (bir önceki yılın cirosunun %10’u) ve özellikle pişmanlık uygulmalarının etkin bir biçimde uygulanması, rekabeti sınırlayıcı davranışların maliyetlerinin teşebbüsler açısından oldukça artmasını sağlamakta ve hukuka uyumlu bir şekilde faaliyet göstermenin önemini gözler önüne sermektedir.

Reklamlar